pinterest.com/petraviktoria/food-display/

İçinde Gezerken Yerlisiymiş Gibi Hissedeceğiniz Londra’nın 9 Gurme Dükkanı

Favorilerime
Ekle

Londra’nın bir köşeyi dönünce karşınıza çıkıveren ve "neden daha önce keşfetmemişim?" dedirten gurme dükkanları hiç bitmez. Yemek kültürüne sadık, yemeği seven bu ülkenin lokal dükkanları, her ülkede olduğu gibi kimse tarafından keşfedilsin istemesem de bu seferlik paylaşıyorum.

Psikoterapist ekmekler: Old Post Office Bakery

Bir Alman psikoterapist ve Brixton’da kullanılmayan eski bir posta ofisinin buluşmasıyla ortaya çıkan Old Post Office Bakery, ikinci el fırını ve ekipmanlarıyla, fırın olduğundan değil samimi olduğundan insanın içini ısıtıyor.

1982 yılında açılan bu lokal fırın, henüz organik mayalı yaş ekmek moda haline gelmeden önce ekmekleriyle ün salmıştı. Otuz yıl sonra taşınan ve ekipmanlarını elden geçiren Old Post Office Bakery, bugün hala mütevazı çizgisinde ekmekler yapmaya devam ediyor. El yapımı ekleri için uzun uzun yolları aşmaya değen bu fırının diğer lezzetleri ise Chelsea çörekleri, Fransız hamur işleri, pizza, sosis ve ıspanak rulo diye uzayıp gidiyor. Old Post Office ekmeklerini ayrıca Herne Hill, Oval, Venn Caddesi ve Bloomsbury civarlarında da kurulan pazarlarda da satıyor.

Old Post Office Bakery adres: 76 Landor Rd, London SW9 9PH, United Kingdom

Workshop'ları olan kasap: The Ginger Pig

90'ların sonlarında Borough Market’te kurduğu stand aracılığıyla dikkatleri üzerine çeken The Ginger Pig, çiftçilikten gelen ünlü bir kasap olan Tim Wilson tarafından işletiliyor.

Longhorn sığırı, Swaledale, kara koyun, Low Row ve Siyah Yüz koyun ve Gloucester Old Spot gibi özel etlerin yanı sıra, kendilerinin yaptığı pastırma, sosis gibi lezzetler bulabileceğiniz özel bir kasaptan bahsediyorum.

En yüksek standartlarda yetiştirilen hayvanlardan elde edilen etlerin kullanıldığı The Ginger Pig, alt katında Neal Yard peynirleri, taze sebzeler, zeytin, balık, ekmek, kiş, chutney, iyi şarap ve bira gibi seçenekler de sunuyor.

Bu tatlı dükkanın bir başka marifeti ise içerisinde kasaplık ve şarküteri dilimleme sanatı gibi workshop’ların yapılıyor oluşu.

The Ginger Pig adres: 8-10 Moxon Street, London W1U 4EW

Biz size 150’den fazla peynir diyelim: La Fromagerie

Marylebone’da yer alan La Formagerie, sadece o civarda değil tüm Londra genelinde en iyi peynircilerden biri. Peynirleri dışında inanılmaz sandviçleri, muhteşem şarküteri seçenekleri ve fırınlanmış gıdalarıyla adeta bir cafe.

Bir peynir tahtası var, bir de La Fromagerie’den alınmış peynirlerle hazırlanmış peynir tahtası var. Trüf mantarlı goudadan rokfora, 150’den fazla çeşit peynir bulabileceğiniz La Fromagerie’nin Highbury şubesi, Patricia ve Danny Michelson tarafından 1992’de yukarıda fotoğrafını gördüğünüz Marylebone şubesi ise 2002’de açılmış.

Eğer öğlen vakti yer bulacak kadar şanslı bir gününüzde olursanız, size önerim, bacon sandviçin de tadına bakmanız. Gözünüzü ve karnınızı doyurduktan sonra peynir alışverişine girişmeniz şiddetle tavsiye edilir!

La Fromagerie adres: 2 - 6 Moxon Street?London W1U 4EW

Ödüllü tuzlu karameller: Paul A Young Fine Chocolates

El işçiliğiyle, günlük olarak üretilmiş taze çikolatalarla güne başlamak kulağa harika geliyorsa, Paul A Young ile tanışmalısınız. Truffle’larının meşhur tadı nedeniyle defalarca ödül kazanan Paul Young’ın imza lezzetlerinden biri de tuzlu karamel.

İngiltere’nin çikolatalarla yarattığı harika pastarla ünlü bir şefi olan Young, deneysel tatları bir arada kullanmayı seviyor. Koruyucu ve katkı maddesi içermeyen çikolatalar arasında favorim ödüllü deniz tuzlu karamel bar.

Marco Pierre White’ta pasta şefiyken 2006’da kendi çikolata markasını yaratan Paul Young, ilk dükkanını Islington’daki Camden Passage’da açtı. Yazdığı “Adventures with Chocolate” kitabıyla Paris Gourmand Cookbook Awards’da “Dünyanın En iyi Çikolata Kitabı” ödülünü kazandı. Popülaritesi dünyaya ulaşan çikolataların tadına kesinlikle bakın!

Paul A Young Fine Chocolates adres: 33 Camden Passage, London N1 8EA

Biodinamik şarapları bile var: Daylesford Organic

Sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme tutkunlarını sevindirecek bir yer olan Daylesford Organic, ödüllü etleri, organik gıdaları ve biodinamik şaraplarıyla kahvaltı, öğle ve ikindi çayı için mevsimlik gıda hizmeti veren bir cafe aynı zamanda.

Mutfağındaki hemen hemen herşey tarladan toplanıp, alındığı gün pişirilen Daylesford, karar vermenizi zorlaştıracak kadar fazla ürün seçeneğine sahip. Eğer sağlıklı beslenerek, doğru bir alışveriş yapmak niyetindeyseniz doğru adrestesiniz.

Değişik sos çeşitleri, gurme ürünler, Fransız ve İtalyan peynirleri, organik ekmekleri derken, sağlıklı besleneyim diye iflas etmeyin!

Daylesford adres: 208-212 Westbourne Grove, W11 2RH

Sıcacık kahveler, tazecik çikolatalar: Carpo

Piccadily üzerinde bulunan Helenik konseptli Carpo, Yunan ailenin Yunanistan sınırları dışındaki ilk dükkanı. Duvarındaki kurutulmuş meyveler, şekerlemeler, geniş kahve seçenekleri ve kavrulmuş fındıklarıyla bu dükkanda her daim taze kahve ve sıcak çikolata bulabiliyorsunuz.

Zengin öğütülmüş kahve ve kahve çekirdeği çeşitleriyle kararsız kalmanızı sağlayacak Carpo’nun, aromatik Yunan kahvesini mutlaka deneyin. Çağdaş Yunan müziklerinin çalındığı bu dükkanı Londra’da yaşayan çok fazla Yunan müşteri ziyaret ettiği için, kulağınıza Yunanca konuşmalar gelebilir.

Özellikle kahvaltı ve brunchlar için tercih edilen Carpo, Londra’nın kalbindeki lokasyonuyla her daim bir hareket halinde. İyi kahve, iyi çikolata ve iyi fındık üçlüsünün birleşimi olan bu dükkan, bağımlılık yapabilir!

Carpo adres: 16 Piccadilly London W1J ODE

Anne reçeli gibi: London Borough of Jam

Lillie O’Brien tarafından 2011 yılında kurulan reçel markası London Borough of Jam, doğal ve katkısız ev reçelleri üretiyor. Her zaman reçel yapmayı seven ve eski bir pasta şefi olan O’Brien, sonunda kariyerini tamamen reçel üzerine kurmaya karar vermiş.

Reçellerini mevsimlik sebze ve meyvelere göre yapan London Borough of Jam, portakal reçelini votkayla karıştırmak gibi özgün lezzetlere de sahip. En çok satılan reçellerinden biri ise yeşil çay, limon, vanilya, ahududu ve meyan kökü gibi ilginç lezzetlerin karışımından oluşuyor.

Anne reçeline hasret kalanlar için güzel bir alternatif sunan Lillie O’Brien, ileride işini büyüterek üretim hacmini genişletmek istiyor.

London Borough of Jam adres: 51d Chatsworth Road, Lower Clapton, Hackney E5 0LH.

Karpostalla çay gönderin: Postcard Teas

Çaya düşkün İngilizler’in elbette birbirinden güzel çayları ve çay satan dükkanları var. Özellikle siyah, beyaz ya da yeşil çay gibi spesifik türlerden hoşlanan bir çay severseniz, Postcard Teas minimalist konseptiyle size aradığınızı verecektir.

Geleneksel çeşitlerin yanı sıra, alışılmışın dışında çay çeşitleri de bulabileceğiniz dükkan, 18. yüzyıldan kalma mimarisiyle Mayfair’de yer alıyor. Sri Lanka, Hindistan, Çin ve Japonya’dan gelen yüksek kaliteli çaylarıyla gurur duyan Postcard Teas’de ayaküstü alışveriş için yamak yerine oturabilir ve merak ettiğiniz çayın tadına bakabilirsiniz. Bunun için Cumartesi sabahları saat 10:00’da orada olmanız gerekiyor.

Çaydanlık da satan bu dükkanın kendi posta kutusuna çay kartpostalı atarak, istediğiniz kişiye gönderilmesini sağlayabilirsiniz.

Postcard Teas adres: 9 Dering Street London W1S 1AG

Tam yemek kitapları aşıklarına göre: Books for Cooks

jamesramsden.com

jamesramsden.com

Londra’da gurme alışverişin dibine vurmuşken, yemek severlere sadece yemek kitapları satan butik bir kitapçı önerimiz var: Books for Cooks.

Nothing Hill’de bulunan Books for Cooks, içindeki kitaplar dışında her gün değişik yemeklerin yapıldığı bir de test mutfağına sahip. Sahibi Eric Treuillé ve eşi Rosie Kindersley tarafından işletilen bu kitapçıda, yemek hakkında yazılmış yaklaşık 8000 kitap bulunuyor.

Bu kitaplar her yerde kolayca bulunabilen ve indirimli fiyatlarla satın alınabilen kitaplar olmamasına özen gösterilerek seçilmiş ve bir araya getirilmiş. Eğer yemek yemek kadar yemek kitaplarını da seviyorsanız bu kitapçıyı mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Books for Cooks adres: 4 Blenheim Crescent, Notting Hill, London W11 1NN.


Doyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

0

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?