Hangi Bitki Çayı: Poşet mi Aktar mı?

Favorilerime
Ekle

Bugün hepimizin aklında soru işaretleri barındıran o konuya açıklık getirmeye geldim. Şüphesiz bitki çayı tüketmeyi çok seviyoruz. Başımız sıkıştığında ilk bitki çaylarına başvuruyoruz. Peki hiç düşündünüz mü doğru mu tüketiyoruz?

Soğuk algınlığına iyi gelmeleri, hoşa giden tatları, ödem atmaya yardım etmeleri, bağırsak çalıştırıcı etkilerinin olması gibi çok farklı özellikleri nedeniyle sıklıkla bitki çayları tüketiyoruz. Hatta çoğumuz aktardan alınmasını daha doğru buluyor. Poşet çaylara karşı bir ön yargı mevcut.

Şimdi size ikisinin de farkını açıklayayım.

Bitki çayları çok hassas bir madde. Toplama aşamasından işletmeye gelinceye kadar her basamak eğitimli personel tarafından gerçekleştirilmeli. Aksi takdirde sağlığımızı tehdit edecek farklı unsurlar meydana geliyor.

Yapılan çalışmaların ışığında aktardan alınan bitki çayları taş, metal, tahta parçası gibi fiziksel kirlilik unsurları, zirai ilaç kalıntıları gibi kimyasal kirlilik unsurları, böcek parçaları gibi biyolojik kirlilik unsurları ile mikrobiyolojik kirlilik unsurları içermektedir. Hatta etikette yazan bitkiyi içermediğine dahi yapılan çalışmalar tanıklık etmektedir.

Poşet çaylarda ise durum böyle değil. Ürünün her aşamada insan sağlığını baz alarak kontrolleri yapılıyor. Ürün yabancı madde ve mikrobiyolojik kalıntı içermiyor. Şimdi diyeceksiniz ki çay poşeti sağlıklı mı? Evet çay poşetleri naylon, plastik ve türevleri içermiyor. Peki neyden yapılıyor? Filipinler'de yetişen bir muz ağacı türü olan Musa textilis bitkisinin yapraklarının sahip olduğu lifler çay poşeti yapımında kullanılıyor. Bu ağaca Abaka ağacı da deniyor. Abaka lifi dünyada çay poşeti yapımında kullanılıyor.

Bitki çayı yaparken de dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var. Hazırlama yöntemine göre bitki çayları üçe ayrılıyor. Bunlar sıcak suda bekletme (demleme, infüzyon), kaynatma (dekoksiyon) ve oda sıcaklığında bekletme (maserasyon).

Bitkinin yaprak, çiçek gibi hassas kısımlarını (nane, ıhlamur, papatya vb.) demleme yöntemiyle hazırlamalısınız. Aksi takdirde bitkiden yeterince faydalanamazsınız çünkü sıcaklıkla etken bileşenleri bozulabilir.

Bitkinin kök, kabuk (tarçın, zencefil, zerdeçal) gibi sert kısımları ise kaynatılmalıdır. Bu kısımlardan etken maddenin suya geçişi zor olduğundan 5 dakikayı geçmeyecek sürede kaynatılabilir. Ürün toz halinde ise kaynatmaya gerek yoktur, demlenebilir.

Müsilaj içeren (hatmi kökü, keten tohumu vb.) ürünler ile ısıya hassas olan bitkilere oda sıcaklığında su eklenerek bir gece bekletilir ve tüketilir. Böylelikle hazırlama yöntemlerini de öğrenmiş olduk. Poşet çaylarda ise hazırlama süre ve sıcaklığı paket üzerinde belirtilir. Ayrıca varsa bitkinin alerjen özellikleri, tüketildiğinde yol açabileceği rahatsızlıklar (örneğin sinameki ishal yapıcı etkiye sahiptir, günde iki fincan tüketilmelidir), TETT gibi özellikleri de ambalajda belirtilir. Ancak aktar ürünlerinde bunlar mevcut değildir.

Ayrıca çay poşetleri ısı ile kapatılır ve herhangi bir yapıştırıcı ajan içermezler.

Bu konuda da içiniz rahat olsun. Gördüğünüz gibi fayda zarar yaptığımızda poşet çaylar üstün geliyor. Ambalajlı ürün sağlıklı ürün desek yanlış olmaz. Unutmadan söyleyeyim, bitki çayını bal ile tüketmek isterseniz çayınızı 45-50 dereceye soğutun. Çünkü bu sıcaklıkların üstünde bal ısının etkisiyle bozulur ve yeterince faydalanamazsınız.

Sağlığınıza dikkat ettiğiniz güzel günler diliyorum.



Doyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

0

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?