Yemek.com

Yeme Farkındalığı 101: Yemek Yerken Kendini Bilme Sanatı

5 Şubat 2015

Yemek yeme konusunda biliçaltımıza seslenen Aslıhan Tüzün, Yemek.com için yazdı.

Gündelik hayatlarımızın koşturmacasında, geçmişe ve geleceğe dair düşüncelerimiz yaşamımızın büyük bir bölümünü kaplıyor. Geleceğe yönelik kaygılarımız, geçmişten getirdiğimiz öğrenimlerimiz ve koşullanmalarımız bizi yaşadığımız “an”ın sadece kendisine odaklanmaktan alıkoyuyor. Sadece yaşanılan “an”a odaklanmak, “mindfulness” yani farkındalık olarak geçen bir psikoterapi tekniğidir. Budist meditasyon tekniklerini kaynak alan bu tekniği, yaşamımızın her boyutunda uygulayabiliriz.

Yaşanılan “an”a odaklanıldığında, objektif bir biçimde hem iç dünyamıza hem de çevremizin farkındalığına ulaşmış oluruz. Düşüncelerimiz, duygularımız ve fizyolojik uyarımlarımızın farkında olmak, bizi tepkisel, alışkanlık haline gelmiş olan davranışlarımızdan özgür kılar.

Özellikle yeme farkındalığına sahip olmak, sağlıklı, düzenli beslenmenin ve ne yediğimizden gerçekten o anda keyif almanın anahtarıdır. Yeme farkındalığı yemek yemeyi bir niyet ve odak merkezi haline getirmektir. Yemek yenilen “an”da kalarak ve o ana odaklanarak, yavaş yavaş, tadına vara vara yemek yemek, hem tat tatmininizi hem de yeme alışkanlıklarınızı izlemenizi sağlar. “İzlenen davranış değişir” mantığı içerisinde, yemek yeme davranışlarınızı izlemek, yemeğin bir “yakıt” olduğu olgusunun düşüncelerinize işlenmesini sağlar. Bu sayede beslenme düzenimiz daha sağlıklı hale gelir ve yemek yemekten çok daha fazla keyif almış oluruz.

Yeme farkındalığı ya da farkındalıkla yeme dediğimiz tekniğin temel mantığı: Bireyin yemek yediği “an”a; neyin, neden, ne için ve ne kadar yenildiğine odaklanılmasını temel alır. Yani klasik perhiz mantığındaki “yasaklı besinler” olan ne yemediğimize değil de, ne yediğimize odaklanıp, ondan keyif alıp, yemek ile bağımızı daha sağlıklı hale getirmiş oluruz.

Çünkü yasaklı besin diye etiketlediğimiz ve kaçındığımız besinlerden ne kadar kaçınırsak, bir deniz topu gibi yüzeye çıkmak için bizi o kadar zorlar. Sadece kaçınmış olduğumuz için, önümüze o yasaklı besin geldiği zaman kendimizi tutmak için aşırı bir efor sarf ederiz. Besini tüketme süremiz sadece tek bir lokma ile kalmaz, tamamını bitirme eğilimi gösteririz.

Peki “yasaklı besinler”i listeden çıkarttığımız zaman elimizde ne kalıyor da biz daha sağlıklı bir beslenme düzenine sahip oluyoruz? Bu sorunun cevabı çok basit bir içsel sorgulamadan geçiyor. Bu soru, canımız yemek yemek istediğinde sorulan “Gerçekten aç mıyım?” sorusunun kendisidir.

Bizi yemek yemeğe iten fizyolojik uyarımın açlık olduğu evrimsel bir gerçektir. Vücudumuz yakıt ihtiyacına sahip olduğu için beslenmesi gerekir. Peki bu açlığı gidermeye başlamadan önce kendimize şu soruları soruyor muyuz?

? Şu an neden yemek yemeliyim?
? Aç olmadığım zamanlarda bile beni bir şeyler yemeğe iten durumların farkında mıyım?
? Bir gün içerisinde ne yiyorum?
? Yasakladığım besinler var mı? Yasaklı besinleri kaçamak olarak tüketiyor muyum?
? Nerede? Ne kadar hızlı yemek yiyorum?
? Yemeğimin tadına varıyor muyum?
? Ne kadar yiyorum? Doyduğumu nasıl anlıyorum?
? Yediklerimin ne kadarını yakıta çevirebiliyorum?

Bu soruları kendimize sorarak ne yediğimiz ile nasıl yediğimizin dengesini sağlamaya çalışan zihinsel bir teraziye sahip olmuş oluruz. Bu zihinsel terazi, doğru yemek ya da yanlış yemek gibi siyah-beyaz bir ayrımdan ziyade, ne yediğimize dair ne kadar farkındalığa sahip olduğumuzu bize söyleyecek bir ölçek haline gelmiş olur.

Bir sonraki yemek yeme anınızda, yeme farkındalığına ne kadar sahip olduğunuzu şu soruları sorarak görebilirsiniz:

? Yemek yerken oturuyor muyum?
? Yavaş mı yoksa hızlı mı yemek yiyorum?
? Her bir lokmanın tadının, dokusunun farkında mıyım yoksa sadece çiğneyip yutuyor muyum?
? Kendime 1’den 10’a kadar ne kadar aç olduğumu soruyor muyum?
? Yemek yerken başka işlerle de ilgileniyor muyum yoksa sadece yemeğime mi odaklanıyorum?
? Midem gurulduyor mu yoksa stres altında, yorgun ya da sıkıntılı mıyım?

Bu sorulara verdiğiniz cevaplar eğer size yeme farkındalığına sahip olmadığınızı gösterir nitelikteyse, bu farkındalığa ulaşmak için adım adım beceriler geliştirebilirsiniz. Bu beceriler, bisiklete binmeyi öğrenmek gibi siz
uyguladıkça kolaylaşacak ve birer alışkanlık haline gelecekler.

Yeme farkındalığında beceri 1: Otomatik pilotta yemek yemekten uzaklaşmak

Her sabah aynı şeyleri yiyerek kahvaltı yapmak, bir düzen gibi görünüyor olsa da sizi farkındalığın olmadığı bir rutine sıkıştırmış demektir. Yeni yemekleri adeta bir gurme gibi denemelisiniz. Her bir lokmayı koklayarak, tadına ve zevkine vararak.

Yeme farkındalığında beceri 2: Lokmalarınıza farkındalık sağlamak

Bir yemeği ya da bir atıştırmalığı yedikten sonra, her bir lokmanın tadının farkında değilseniz, ya çok hızlı yemek yemişsinizdir ya da odağınız yediğiniz yemekten başka yerlere yönelmiştir. Her bir lokmanın farkına varmak için, dokusunun, kokusunun, dilimizde yarattığı hissin farkında olmayı deneyin. Lokmalar arasında birer yudum su için ve çatalınızı bırakın.

Yeme farkındalığında beceri 3: Yemek yemekten keyif almak

Sessiz ortamda (televizyon hatta telefonunuz bile kapalıyken), misafire hazırlanır gibi şık bir tabakta ve servis düzeninde hazırlanmış bir yemek ile beslenme kalitenizi günden güne daha iyi hale getirebilirsiniz. Unutmayın, ne ile mücadele ettiğinizden çok, neyi iyi yaptığınıza odaklanırsanız, sizi daha iyi hissettirecek olan davranışlara hayatınızda ve zihninizde daha fazla yer açmış olursunuz.