Editor
MENÜ

Yemek.com

YAZI GÖNDERMEK İÇİN
/

Aldığı Kilolar Yüzünden Evden Kovulan Kadının Başarıya Uzanan İlginç Hikayesi

yemek.com

Kafedeki Kız

"Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz. "
1029TAKİPÇİ
42İÇERİK

Kaş'taki Çocuk gitti, herkes gibi o da gitti. Herkesin gitmesi üzmüyor ama kimsenin kalmaması gerçekten üzüyor beni. Ben vazgeçmiyorken herkesin benden önce kendinden vazgeçmesi üzüyor. Terk edişlerden çok bahaneler üzüyor, ufacık umutlara bile tahammül edemiyor insanlar, insanın kendini mutlu etme ihtimalini elinden alıyorlar.

Bunları düşünüyorum Kaş'taki Çocuk hayatıma habersizce girip aniden çıktığı o günden beri.

Çünkü insanlar onsuz olamadığınızı anladığı anda çekip giderler. Yazılı olmayan bir kuraldır bu. Onlar gider, onlar gitmeni ister, sen kaybolursun.

Ben bunları kafamda kurarken kafede yaşanan bir olay beni yeniden haklı çıkarıyor. Bazı insanların sevmemek için bahanesinin çok olduğunu, bazı insanların sevmek için çok güçsüz olduğunu anlıyorum.

Nermin Hanım'ın hikayesi beni önce umutsuzluğa, sonra umuda sürüklüyor, kayboluyorum.

Havuçlu Kek Tarifi

Bir hafta içi. Salı mıydı, yoksa çarşamba mıydı, hiç hatırlamıyorum. Günlerin bir örnek geçtiği günlerden biri. Sakin, sessiz, kalabalık, gürültülü ve kimsesiz...

Sonra kafeden içeri tanıdık bir yüz giriyor. Nermin Hanım bu. Bir aralar her hafta kafeye gelir ve her seferinde havuçlu kek yerdi. Hamileydi o zamanlar, "Benim ufaklık havucu çok seviyor ablası" der, mutlu bir kahkaha patlatırdı. Gördüğüm en neşeli kadınlardandı Nermin Hanım.

Uzun zamandır gelmiyordu kafeye, o yüzden onu görünce biraz şaşırıyorum. Karnı da inmiş, doğum yapmış olmalı ama yanında ne bebeği, ne de kafeye genelde beraber geldiği kocası var. Yalnız, yapayalnız. Sanki son gördüğümden beri biraz da yaşlanmış. Gözleri akmış, aklı bulanık. Bir gariplik var, seziyorum.

Siparişini almak için yanına gidiyorum. "Hoş geldiniz Nermin Hanım, uzun zamandır gözükmüyordunuz, her şey yolunda mı?" diye soruyorum. Yüzüme uzun uzun bakıyor. Yanlış bir şey dediğimden korkarak cümlemi toparlama yolunu seçiyorum: "Bebek? Bebek iyi mi?"

Bu soru onu kendine getiriyor. "Ah" diyor, "İpek, İpek çok iyi, evde uyuyor şimdi."

Rahatlıyorum.

"Ne alırdınız? Sevdiğiniz havuçlu kekten getirmemi ister misiniz?" diyorum.

Telaşlanıyor anlamsızca bu soru üzerine. "Yok yok, ben çay alayım sadece" diyor acele acele.

Tepkisi beni şaşırtıyor ama üzerinde durmuyorum ve istediği gibi çayını götürüyorum.

***

Aradan yirmi dakika geçiyor, Nermin Hanım benden hesabı istiyor. Hesabı ödemek için kredi kartını uzattığında ise ikimiz için de gün çok farklı bir hal alıyor.

Nermin Hanım'ın kartı onay vermiyor. Bunu gören Nermin Hanım'ın yüzü önce beyaz, sonra al al oluyor. Gözleri önce doluyor, sonra gözlerinden alevler fışkırıyor.

"Bunu da yaptı demek?" diyor ve gözlerindeki alevler suya, sular dalgalara dönüşüyor birden. Kocaman kadın gözlerimin önünde sarsıla sarsıla ağlamaya başlıyor.

Onu sakinleştirmeye çalışıyor, ne olduğunu sorup duruyorum. Ama beni duyacak gibi değil ya da duymayı tercih etmiyor. Bilmiyorum.

Sonra bir anda durgunlaşıyor ve kıpkırmızı olmuş gözlerini bana dikerek hiç beklemediğim bir cümle kuruyor: "Size borçlu kalmak istemem. Arkada yapılacak iş var mı? Bulaşıkları yıkayabilirim..." diyor.

Birkaç ay önce en lüks arabalarla kafeye gelen, son moda kıyafetleriyle kafede parıl parıl parlayan Nermin Hanım bana kafede bulaşık yıkayıp yıkayamayacağını soruyor.

"Olur mu hiç öyle Nermin Hanım? Bir çay alt tarafı... Borcunuz olsun" diyorum.

"Ben ödeyemem... Borcumu ödeyemem. Bırakın bir şeyler yapayım sizin için. Hatta eleman arıyorsanız burada çalışmaya da başlayabilirim. Bir işe çok ihtiyacım var" diyor.

Gözlerinin yaşı yeni kurumuş olan kadın yeniden ağlamaya başlıyor. Dayanamıyor yüreğinin ağırlığına ve içine attığı her şeyi kelimelerle kusmaya başlıyor.

"Eskiden gözlerinde sevgiyi gördüğüm adam artık bana bakarken tiksiniyordu"

kilo-alan-kafedeki-kadin

"Sabahtan beri iş arıyorum aslında. Sokak sokak gezdim. Nerede bir dükkan, bir iş yeri görsem içeri girdim, iş dilendim. Ama olmadı. O kadar yorulmuş ve susamıştım ki burada bir çay içeyim dedim. Ama öğrendim ki bana yaptıkları yetmiyormuş gibi kocam kredi kartımı da kapatmış. Hem evsiz, hem sevgisiz hem de beş kuruşsuz kalmışım.

Bana bakışlarından anlıyorum. Nasıl bu hale geldiğimi merak ediyorsun. Haklısın, bana da biri hayatımın şu hale geleceğini söylese ben de ona senin bakışlarınla bakardım. Ama hayat işte, sana nereden vuracağı hiç belli olmuyor.

İpek doğduktan sonra oldu her şey. Bebeğimiz olacağı için çok mutluyduk, Engin beni el üstünde tutuyor, bir dediğimi iki etmiyordu. Ama İpek doğdu ve her şey değişti. Hamileyken tam 18 kilo aldım ben. Zor bir hamilelikti. Doğumdan sonra veririm diyordum ama pek öyle olmadı.

Engin de işte bundan sonra değişti. Sürekli kilolarımla ilgili üzerime geliyor, ne giysem yakıştırmıyor, bana sözleriyle olmadık işkenceler ediyordu. Yaptığım, söylediğim her şey onu rahatsız ediyor gibiydi. Eskiden gözlerinde sevgiyi gördüğüm adam şimdi bana bakarken tiksiniyordu ve bunu bana öyle belli ediyordu ki... İpek olmasa katlanamazdım ama ondan gelen her kötü söze, her hakarete, her aşağılamaya İpek için dayandım. O benim üstüme geldikçe ben daha çok yedim, daha çok yedim, kendimi öldürürcesine yedim. Elimde değildi. O kadar mutsuzdum ki...

Sonra bir gün her şey bir anda paramparça oldu. Yemekten sonra kahvesini götürmüştüm. Kahveyi görür görmez çıldırdı. Ben ona nasıl köpüksüz kahve götürürmüşüm? Ortalığı yaktı, yıktı. 'Hem çirkinsin, hem şişmansın hem de hiçbir işi beceremiyorsun. Sen benim evlendiğim kadın değilsin, defol git artık hayatımdan' dedi. Ciddi değildir dedim, inanmadım ama beni sürükleyerek evden attı. İpek ile birlikte sokakta kalmıştık artık. Sevdiğim adam ne bana, ne de yeni doğmuş kızına acımıştı. Sırf kilo aldım diye bizden vazgeçmişti. Birkaç fazla kilom beni, gerçek Nermin'i ona unutturmuştu. Bedenimi görüyor, ruhumu görmüyordu artık. Beni hiç sevmemiş, beni hiç tanımamış gibi beni kapının önüne koymuştu.

Bir köpüksüz kahveyle başlayan evden kovulmamın ardından bir arkadaşımın evine yerleştim. Ama böyle nereye kadar gidecek hiç bilmiyorum. O yüzden ayaklarımın üzerinde durmam lazım, kendime ve kızıma bakmam lazım. İş bulmam lazım, ne olur yardım et bana. Ne olur, yeniden hayata inanabilmem için bir neden ver bana..."

Nermin Hanım kurtulacak

Nermin Hanım'ın bir anda değişen hayatı boğazıma bir yumru olarak takılı kalmıştı. Ama silkelenmem ve ona yardım etmem lazımdı. O da minik İpek de bunların hiçbirini hak etmiyordu.

O yüzden ona sorduğum soru şu oldu: "Nermin Hanım, size yardım edeceğim. Bana sadece neyi çok iyi yaptığınızı söyleyin."

Sanırım Nermin Hanım bu soruyu beklemiyordu. "En iyi yaptığım mı? Hmm... Hayatımda hiç çalışmadım ben, bilemem ki. En iyi yaptığım şey herhalde annelik olabilir şu anda. Bir de çok iyi mantı yaparım, evet. Daha el kadar bebekken rahmetli annem öğretmişti bana mantı açmayı. Kayseri'de çocukluğum, gençliğim mantı açarak geçti."

Nermin Hanım'ı kurtarmanın yolunu bulmuştuk.

Nermin Hanım, birkaç haftadır evde açtığı mantıları satarak para kazanıyor. Dediğinde haklıymış, gerçekten görüp görebileceğiniz en kusursuz mantıları açıyor. Öyle ki daha çok az zaman geçmesine rağmen gelen siparişlere yetişemiyor. Herkes onun mantılarını almak için sıraya giriyor. Bir deneyen yeniden sipariş ediyor. Nermin Hanım küllerinden yeniden doğuyor.

Kocası tarafından kilo aldı diye evden kovulan bu anne şimdi kendi başarı hikayesini yazıyor. Onu sevmemek için bahaneler bulanlara inat o kendini seviyor.

O, gücün kendisinin içinde olduğunu geç fark edenlerden. Ama buna rağmen Nermin mutlu olacak. Nermin her şeye rağmen sevgiye inancını kaybetmeyecek.

Bir gün gerçekten sevgi kazanacak.

Editör

Yemek.com'u Youtube'da takip etmeyi unutmayın!

İZLEDoyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

0 yorum yapılmış

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?