boza-manset-bir

Kış İksiri Bozanın Tarihi ve Bugüne Kadar Gelen Leziz Yolculuğu

Favorilerime
Ekle

Yazın cömert dallardan fışkıran yaprakların yavaş yavaş sararıp kendini yerlere bıraktığı sonbahar mevsiminde ilk olarak görürüz onu. Her geçen gün, güneş utangaç bir edayla geç gelip erken kaybolur. Sonbahar kış olur, verdiğimiz nefes minik minik dumanlar halinde çıkar dudaklardan. İşte böyle zamanlarda eve tıkılmışken gelir uzaktan o bildik ses: "Booozaaa!"

Şimdilerde seyyar bozacılar kalmadı neredeyse. Ancak eski zamanlarda bozacının sesi demek, kış demekti. Sevenin çok sevdiği, sevmeyenin yanına yaklaşmadığı bir lezzet boza. Leblebiyle pek güzel giden, çocukluğumuzun soğuk kış gecelerini hatırlatan, bin yıllardır süregelen bir kültür.

Bozanın öyle bir geçmişi var ki, kaç hükümdarlık görmüş, kaç kültür tanımış, kaç coğrafyaya yayılmış...

Daha önce bozanın faydalarını anlatmıştık. Şimdiyse hazır kış da gelmişken, gelin bu 9.000 yıla uzanan efsaneyi konuşalım. Anlatalım uzun tarihini.

Milattan önce de vardı: Boza nasıl ortaya çıktı?

Boza ilk kez M.Ö. 8000'lerde Mezopotamya ile Doğu Anadolu civarındaki bölgede görüldü. Boza kelimesini Türkçeye kazandıran, Farsçadan gelen "buze" kelimesidir, darı anlamına gelir. Bozaya farklı uygarlıklarda da rastlıyoruz. Örneğin Moğollar'da "bodso" olan boza, Arapça’da "maü’d-duhn" (akdarı suyu) olarak nitelendirilir.

Türklerin bozayla tanışması ise ilk olarak Orta Asya Türkleri vasıtasıyla 9. yüzyılda olmuştur. Türkler o kadar sevdiler ki bu bol kalorili, vücuda sıcaklık veren içeceği, göçler vasıtasıyla Balkanlara ve Kafkaslara da yaydılar. Niye sevdiklerinin ise nedeni çok basit aslında. Farklı tahılların birleşiminden oluşan boza hem maliyet gerektirmeyen, hem de yüksek kalorili olmasıyla tokluk hissi verip sıcak tutan bir besin. Ayrıca içerisinde protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminler de var. Dolayısıyla hem beslenme, hem de maliyet olarak son derece uygun bir gıda.

Batı toplumlarından Çin'e kadar geniş bir coğrafyada nasıl yayıldı dersiniz? Aslında o dönemi az çok bilenler için cevabı basit; Mısır ve Kuzey Afrika'dan hareket eden veya geçen tüccar gemiler, bozanın pek çok bölgeye kolayca yayılmasını sağladı.

14. yüzyılda yaşamış olan Arap seyyah İbn-i Battuta, o dönem yazdığı seyahatnamesinde Türklerin bulunduğu Deşt-i Kıpçak bölgesini anlatırken bozadan da bahseder. Seyahatname demişken, Evliya Çelebi'yi de anmadan olmaz. Çelebi'nin seyahatnamesine göre 17. yüzyılda İstanbul'da 300'ü aşkın bozacı bulunuyordu. Bu bozacılarda ise 1100 civarı bozacı çalışıyordu.

Bir alkol çeşidi olarak boza: Bozacıyla meyhanenin ne benzerliği var?

pudra.com

Efendim eski zamanlarda yani 16. yüzyıl döneminde iki tip boza vardı. Birincisi Ermenilerin ürettiği, alkol yerine geçecek kadar alkol barındıran ve içeni sarhoş eden, "mırmırık" olarak adlandırılan fazla mayalanmış ekşi boza. Bir de ekşi boza kadar alkol barındırmayan, sadece tadı için içilen ve "Arnavut bozası" olarak bilinen tatlı boza.

Yine aynı yüzyıl içinde ekşi bozanın sarhoş edici özelliğini gören Şeyhülislam Efendi, bu bozayı yasakladı, bu bozacılara gitmek, meyhanelere gitmekle eşdeğer sayıldı. Hatta "Bozacının şahidi şıracı" sözü de buradan geliyor. Kendi akşamcılarını yaratan boza, bugüne kadar uzanan bir atasözüne adını verdi.

Pekmezle içilirdi: Osmanlı'da boza

airhomesgalata

Farklı yüzyıllarda çeşitli kültürlerde yer alan, seyahatnamelere konu olan boza, elbette Osmanlı'da da hatırı sayılır bir yere sahipti. Osmanlılar bozayı, içine halis üzüm pekmezi katarak içerdi. Bozahanelerin varlığı, Osmanlıların bozaya ne kadar düşkün olduğuna iyi bir örnek.

Evliya Çelebi, seyahatnamesinde içine afyon katılan ve fazla mayalanan sarhoş edici bozaların 19. yüzyıla kadar Osmanlı'da var olduğunu anlatıyor. Tatlı boza tam da bu tarihlerde önce sarayda, sonra halk arasında yayılmaya başladı.

Aradan yüzyıllar geçse de başlı başına bir kültür olan Vefa bozası bu dönemde, 1870'te Arnavut kökenli Hacı Salih Bey tarafından üretilmeye başlandı. Ardından ise 1876'da Vefa Bozacısı kuruldu.

Soğuklar kapıya gelmişken şanslıysanız seyyar bozacıdan yoksa hala ayakta olan bir bozacıya gidip el yapımı bir boza içmenin tam zamanı.


Doyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

0

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?