Editor
MENÜ

Yemek.com

YAZI GÖNDERMEK İÇİN
/

Çocukken Pazarda Buz Gibi Soğuk Su Satarak Öğrendiğimiz 9 Hayat Dersi

yemek.com

"Buuuzzzzzz gibiiiii soğğğğukkkkk sudaaannn içeeeennnnnnnnn?"...

Bu cümleyi sıradan bir cümle gibi değil de, gerçekten birazdan etrafınızdan birisinin size "doldur o halde bir bardak" diyeceğini hissederek, sanki pazarda su satıyormuş gibi okuduysanız zaten doğru kişiyle konuşuyoruz demektir.

Mahalle pazarlarının 80'li ve 90'lı yıllarda doğan çocuklar için ayrı bir yeri vardır. Çünkü o pazarlar, çocuklar için sıcak yaz günlerinde sabah erken başlayan mahalle oyunlarından sonra öğlen mesaisi demekti. Lastik topu evden alır gibi heyecanla içi buz gibi su dolu sürahiyi ve yıllanmış su bardağını alıp harçlık çıkarmak için gidilen, pazarda öğlen mesaisinden sonra da akşam mesaisine kalıp annelerin poşetlerinin taşındıkları yerlerdi pazarlar. Tabii küçük yaşlarda yapılan bu girişimciliğin bize öğrettiği bazı şeyler vardı.

İşte o dersler, çocukken pazarda su satmış nesil için geliyor.

Başlamadan önce buz gibi bir bardak su öneririz;

Bi' gıdım daha büyüdük: Sorumluluk almayı öğrendik

Tabii burada ikinci sorumluluktan annemizden emanet aldığımız o yedi nesillik sürahinin ve üzerindeki çiziklerden yaşını hesaplayabileceğiniz bardağın kırılmamasıydı.

Tüm sürahilerin gücü adına: Özgüven kazandık


Sınıflarda "arka sıradakiler" gerçeği varken o yaşlarda özgüven önemliydi tabii ki. Soğuk suyu satmak için atılan ilk nida civciv ciklemesi gibi çıksa da o çocuk zamanla aslan gibi kükremeye başlamıştır.

Bayramda harçlık isterken iki kere düşündürdü: Para kazanmanın ne kadar zor olduğunu anladık

Pazarda kazanılan bozuklukların birikip kağıt paraya dönüşmesini beklemek bize para kazanmanın ne kadar zor olduğunu öğretti. Tabii bayramda harçlık istersen aza kanaat etmeyi de öğretmiştir bu.

"Bi yudum içelim, güzelse alırım": İlk kez kazığı yedik

O zamana kadar hayatındaki en büyük kazığı lades oynarken yiyen bir çocuk için pazarcıların bu türlü cinlikleri hayata karşı bazı gerçekleri de öğretmişti; nöronları daha da kıpraştırmak lazım.

Pazarda, pazarlamayı öğrendik: "Buz gibieee soğukkk suuu içeeeennnn"

TV kumandasından sesi bir tık bir tık arttırır gibi önceleri ufak ufak başlayıp birkaç saat içinde 40 yıllık pazarcının bile nidasını bastıran bir cümleydi bu. Zamanla cümlenin belli başlı yerlerine vurgularak yapmaya başlayarak evriliyordu. Bu bizim ilk pazarlama cümlemizdi. Pazarladığımız şey su da olsa.

Bunu yapan limonata, karpuz da sattı: Mahallenin girişimcisi olduk

Su satmaya başlayan zamanda işinde evrilip limonata, karpuz satmaya da başlamıştı. Daha fazlasına evrilebilmek için yaz tatili yetmiyordu ne yazık ki.

Babalardan kocaman bir aferini kaptık: Ev ekonomisine minik de olsa katkıda bulunduk

"İleride evin reisi sen olacaksın" cümlesini gün içinde sıkça dile getiren ailenin bütçesine ufak da olsa katkıda bulunup bayramlarda hepsini itinayla geri aldık.

"A-a pazarda su satıyor": Olsun, utanmamayı, gururlanmayı bildik

Pazarlarda 3-C'den Selin'in "ıyy" diyen surat ifadesini de gördük, öğretmenimizle karşılaşıp kocaman bir aferin de aldık.

Ve bazen başaramasak da denemeyi öğrendik...

Mahalle pazarlarında ilk defa yetişkin gibi davrandık, kendi küçük ayaklarımız üzerinde durmaya çalıştık, denedik, öğrendik...

Pazarlarda su satan tüm çocuklara da selamımız olsun...

Editör

Yemek.com'u Youtube'da takip etmeyi unutmayın!

İZLEDoyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

0 yorum yapılmış

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?