Yemek.com

Sofrada Altar’ın Oğlu Tarkan Olmamak İçin Adab-ı Muaşeret Kuralları

altarin-oglu-tarkan-yemek

Bir itirafla başlayalım: Aslında Altar'ın oğlu Tarkan'ın adab-ı muaşereti hiçe sayan yeme tarzına özenmiyor değiliz. Hele eliyle tuttuğu 5 kiloluk buttan, burnunu değdirmek suretiyle aldığı parça et ağzında tamamen dağılmadan; meşe bardağında bulunan şarabından bir yudum alıp sakalına sinen şarabı eliyle silmesi... Anlayamazsınız.

Gel gelelim Orso'nun Ugg giydiği zamanlarda yaşamıyoruz. Evde tek başınıza Tarkan'ı İngiliz Kraliyet Ailesi mensubu bırakabiliriz ama işin bir de insan içinde yeme kısmı var.

Sözü çok uzatmadan sofradaki adab-ı muaşerete geçelim. Geçmeden de "Öyle sofrada 18239 çatal olmalı ve bunların her birinin sırası belli olmalı" şeklinde kibarlıktan çatlamadığımızı belirtelim.

Yeri geldiğinde elveda demeyi bilmek gerek: Son lokma

Doğu sofraları kalabalık olur. Ortaya konulan koca bir tabağa kaşık atan sayısı 10'u bulabilir. Yemek biteyazarken o kalan son lokmadan mümkün olduğunca uzak durun. Sonuçta mide dediğin havuz problemi değil ki sonuna kadar doldurasın. Eğer olur da ev sahibi "Hadi artık bitirelim şunu da dökülmesin" diyerek giriş biletini verirse, son lokmanın yeryüzündeki özgül ağırlığını afiyetle yok edebilirsiniz.

Bir anne atasözü olarak "Önünden ye evladım"

Sofralar kalabalık, tabak tek olunca ortaya çıkan gerçeklerden biridir ve kaşığı forvet görmüş Manuel Neuer gibi koşturtmanın hiçbir anlamı yoktur. Yeterince azimli olursanız savunmayı tam ortadan delmek suretiyle sofrada Alman futbolundan esintiler sunabilirsiniz.

Have you ever heard 'kıtlıktan mı çıktın?'

İster toplu ister çoklu sofrada oturun, 3 dakika sonra Zonguldak üzerinden ülkeye giriş yapmış uzaylılarla savaşmayacaksanız çok hızlı yemek yemeyin. Bu sofra sahibine saygısızlık anlamına geldiği gibi hafızalara da çok hoş fotoğraflar bırakmaz.

Çok eşli olunması gereken tek yer: Sofra

Hemen toparlayalım: Sofrada bir yemeğe yüklenmeyin. Bazı bölgelerde hemen hemen bütün yemekler aynı anda sofraya konur. Birini çok sevseniz de belirli dengeyle yüklenin. Tamam diğer yemek bamya olabilir. Tamam kerevizi en son yediğinizde Süleyman Demirel başbakan olabilir ama en azından arada bir kaşık sallamak gerek.

Burası Çin değil: Geğirmeyin

Çin'de olsak başımız gözümüz üstüne. Oralarda yemeğin lezzetli, şefin de pek bir maharetli olduğu anlamına geliyor geğirmek. Bizdekini demeye gerek yok.

Çorbadan masa örtüsü deseni yapmıyorsunuz değil mi?

Çorba içerken kaşığı elinizden hiç bırakmayın; eğer elinizden bırakacaksanız da 'lönk' diye sofranın göbeğine oturtmayın. Sonuçta masa örtüsüne desen yapmıyorsunuz. Bırakın çorba tabağının içinde yüzsün kerata.

Müzik, yemek yerken dinlenen bir şeydir yapılan değil

Maalesef ağız şapırdatması konusunu çoktan aşan, olayı ağız şapırdatırken müzik yapma seviyesine getiren dostlar var. Sofrada müzik dinlemek müzik yapmaktan bir de ağız doluyken bizim yapmaktan daha makbule olduğu için buralarda pek tercih edilmiyor.

"Sen sofradan çok geç kalkıyorsun, bizimle dışarı gelemezsin" demeyin

Babanızın düşmanı bile olsa sofrada kimseyi tek başına bırakmayın. Görece yavaş yiyor olabilir, görece çok yiyor olabilir, görece bulaşık yıkanmasına gerek bırakmıyor da olabilir. Siz kimseyi sofrada tek başına bırakmayın. Bu arkadaş kendini belli edeceği için sonlara doğru siz biraz yemeyi yavaştan alın.

"Sofra yan gelip yatma yeri değildir" deyin

Bir oturuşta San Marino'nun yıllık besin ihtiyacını tek başınıza karşılıyor olabilirsiniz. Lakin bu size önünüzde sofra varken ayak uzatma, yanına yatma, çorba kasesinden yastık yapma hakkı vermez. Ananelerimize aykırı.

İnsanların telefonlarına 1 saat bakmadıklarında ölmedikleri anlaşıldı

İşte şunu hiç yapmayın. Yemek, giderek yalnızlaşan Ademoğlu'nun elinde kalan son sosyalleşme tanesiyken bir elinizde telefon bir elinizde kaşıkla yemeği bitirmeyin. Karşınızdaki beyninizi çatallasa bir şey diyemezsiniz. Haklı.

"Hadi bir selfi..." (Hastanede uyandı)

Yeterince açıklayıcı oldu sanırsak.

Samuray eğitiminin yeri sofra değildir

Çatal bıçağı düzgün kullanmak sofra şıklığıdır elbette ama karşınızdaki insanı her an "Son lokmamı yutuyorum galiba" düşünceleriyle baş başa bırakmamak için çatal bıçağı dik tutmayın. Yemek yiyoruz şurada.

Önünüzde tabak varsa "O tabak bitecek"

Halk arasında 'sünnetlemek' anlamına da gelen bu tutum size verilen tabağı bitirmekten geçer. Yemeğin çok lezzetli ve yapanın 'ellerine sağlık' olduğu anlamına gelir. "Yok ben bitiremem" diyorsanız tabağınıza az yemek koyun. Her türlü 'o tabak bitecek'

Anti adab-ı muaşeret bonusu: Tuz sendromu

Sakıp Sabancı (ruhu şad olsun) genel müdür alacakmış da, adayı yemeğini tatmadan tuz dökmüş de, bu önyargı anlamına geliyormuş da, işe alınmamış. Ağzının ayarı tuz anlamında kaçık biri olabilirsiniz. Evet, yemeği siz yapmadınız tuzunu bilmiyorsunuz ama o ağzı da yıllardır siz kullanıyorsunuz, onlar da onu bilmiyor. Dökün gitsin.

Yemek blogger'ı bonusu: Fotoğraf çekimleri bitmeden yemeye başlamayın

Yediği yemeyi tanıtan, tarifini veren blogger emekçileri, yazılarında kullanmak üzere haliyle yemeklerin fotoğraflarını çeker. Şaşırmayın ve herkes fotoğraf çekimlerini bitirene kadar yemeye başlamayın.

Sofra toplama bonusu: Aceleye gerek yok

Serdar Ortaç bonusu: Zeytini tek seferde yutup açgözlülük yapmayın

Görsel: alkislarlayasiyorum.com

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!
Fırından yeni çıkmış mozzarella peyniri, ızgara bonfilenin üstünde uzanan karamelize soğan kadar lezzetli şeyler yazmak isterdim.