Yemek.com

Londra Yolcularının Uğramadan Dönmemesi Gereken 10 Mekan

flickr

Londra, İstanbul ve Antalya'yı tek bir tencerede pişiren Pınar Özdemir sizin için yazdı.

Yurt dışına gidildiğinde en büyük problemlerden birisi olur yemek yemek. “Ay şimdi nerede, ne yesek?” derdi başlar. Bu dert caddelerde sağlı sollu dizilmiş mekanlara akvaryumdaki balık misali bakmakla devam eder ve karnın zil çalma derecesine göre bir yerde nihayete erer.

Menü gelir. İngilizce bilme derecesine göre menüden bir şeylere bakılır, garson çağrılır menüdeki bilinmeyen kelimeler sıralanır, sorulur. Bir süre kararsız kalınır. Kişi tekse iç ses dinlenir ve bir öğün seçilir, çiftse birlikte istişare edilir ve yemekler sipariş edilir.

Lakin bu iş her zaman risklidir. Yemeğin nasıl geleceği, porsiyonların büyüklüğü ya da küçüklüğü, lezzeti ve aroması hepsi birer soru işaretidir. İşte bu soru işaretlerinden sizi Londra özelinde kurtaracak lezzetli Londra mekanları ve oralarda ne yenmesi gerektiğinin sıralı tam listesi!

1965'ten beri: Pizza Ekspress

Londra’da neredeyse her sokak başında görebileceğiniz bu harika restoranda hayatınızda yiyip yiyebileceğiniz en lezzetli pizzalar bulunmakta. İlki 1965’de Londra’da açılan bu güzide mekan şu anda İngiltere’nin dört bir yanında zincir pizzacı durumunda.

Menülerinde ağırlıkla pizza olan bu restoranda lazanya, salata ve tatlılar da sunulan farklı lezzetler olarak ön plana çıkmakta. Menüsü mevsim değiştikçe yenilenen, kendine sürekli bir şeyler katan dinamik bir mekan. Öyle ki 3 gün üst üste aynı restorana aynı saatte gitseniz size bakan aynı kişi olmuyor.

Pizzalara geçecek olursak menüde farklı tipte pizzalar vardır; ancak restoranın en lezzetli, en meşhur ve en ikonik pizzası Romana türünde olanlardır. Bu pizzanın özelliği hamurunun incecik olması ve diğer pizzalara göre boyutunun büyük olması. Öyle ki pizza sizin sofranıza konduğunda görüntüsüne bakarak bile doyma noktasına ulaştığınızı hissedebilirsiniz.

Menüdeki diğer alternatifler Leggara pizzalar ki bunlar 500 kalorinin altında olan aşırı ince pizzalar, klasik pizzalar ki bunlar kalın hamurlular, Francesco Mazzei’ler yani dikdörtgen pizzalar ve son olarak calzone’ler yani katlanmış pizzalar. Başlangıç olarak bruschetta veya sarımsaklı ekmek söyleyebileceğiniz bu mekanda bizim size şiddetle önerdiğimiz pizzalar şöyle:

Eğer et sevmeyengillerdenseniz: Funghi di Bosco (ki bu menüde yazmaz, zira önceden ilettiğimiz gibi menüler sürekli değişmekte ama bu lezzet eski menülerinden kalma bir tat ve hala istediğinizde şefler bunu bildiği için hazırlanabilir durumda) mantarlı ancak aşırı lezzetli bir pizza.

Eğer et sevengillerdenseniz: American Hot

Özellikle beyaz et sevengillerdenseniz: Pollo ad Astra

Bütün bu güzel pizzalar bitince tatlı menüsünden vanilyalı cheesecake’i deneyin. Pişman olmayacaksınız. Ayrıca çölyak hastalarına müjde! Restoranda glutensiz pizzalar da bulunmakta.

Son hatırlatma: Bütün pizzalar ekstra karabiber ve sarımsaklı yağ eklenerek yenirse daha lezzetli olmakta.

Turist harikalar diyarında: Princi

Princi, Londra’da damağınızda muazzam bir tat bırakan ve verdiğiniz paraya sizi pişman etmeyen bir başka mekan. Milano merkezli olan ve İtalyan mutfağının hakkını veren bu restorandan Londra’da bir tane daha yok, o nedenle gidip Soho’da burayı bulmanız gerekiyor.

Burası müşteriye iki farklı deneyim sunmakta. İsterseniz vitrinden seçtiğiniz hazır yemeği alıp yiyip hemen çıkarsınız -ki acelesi olanlar için birebir-. Yok vaktiniz bolsa ve garsonlar size hizmet etmeliyse girişte sol taraftaki masalara geçmelisiniz. Restoranın en önemli özelliği inanılmaz bir sirkülasyonunun olması. Çok fazla ziyaretçi alıyor ve bazen boş yer bulmak için sıra beklemeniz gerekiyor.

Mutfak ve fırını görerek hazır ürünleri alabileceğiniz mekanda bütün lezzetler cam fanusun ardında size göz kırpmakta. Bu mekanda önerimiz ise eşsiz İtalyan lezzeti lazanya. Yediğiniz an siz de hak vereceksiniz, bu lazanyadan daha lezzetlisini yemediniz ve belki de asla yiyemeyeceksiniz.

Lazanyadan sonra tatlı faslında ise vitrinden görünen onlarca tatlı arasında dilediğinizi seçin. Hepsi harika ama tepesinde çilek olan "strawberry crostata" bir başka. Başlangıç veya ara sıcak olarak zeytinli ekmeklerinden deneyebilirsiniz onların tadı da bir harika!

Brüksel'in incisi: Leon de Bruxelles

Londra’nın en işlek meydanlarından birisi olan Cambridge Circus’ta konumlanmış bir restoran. En lezzetli midyeleri midenize indirmeyi garanti ediyor. Neresi mi orası? İlki 1898’de kendisine ismini veren şehir olan Brüksel’de açılan Leon de Bruxelles, Londra’da size enfes midyeler sunmakta.

Menü karışık değil, aksine her şey midye olduğu için kolay bile. Cevaplamanız gereken tek soru midyenizi nasıl alacağınız. Tabi midye sevmeyen kişiler size eşlik etmişse onları da menüden seçeceğiniz et, balık veya tavuk burgerler ve yemeklerle kandırabilirsiniz.

Menüden bizim size midye önerimiz ise: Mussels au Gratin. Midyeyi bu graten haliyle çok seveceksiniz. Yok ben düz midye isterim derseniz, tencere içinde gelen boy boy midye seçenekleri de mevcut. Midyeleri afiyetle yedikten sonra mekandan yemeden asla ayrılmamanız gereken bir diğer lezzet ise tahmin edilmesi çok zor olmasa gerek… Evet doğru seçenek… Waffle!

Dünyada yiyip yiyebileceğiniz en hafif waffle sofranıza burada gelecek ve midenizi mest edecek. "Waffle Léon de Bruxelles" ise bu harika tadın menüdeki adı. Enfes çikolata sos ve vanilyalı dondurma ile servis edilen bu waffle’ın yanına İngiliz sütlü çayı alıp keyfinize keyif de katabilir, geleneksel Belçika lezzetiyle İngiliz damak tadını harmanlayabilirsiniz.

Londra'nın uzak dostu: Wasabi

2003 yılında Londra’da ilk şubesini açan ve sonrasında bütün şehirde pıtrak gibi çoğalan Wasabi, Uzak Doğu lezzetlerine müptela olanlar için birebir. Ürünlerinin tazeliğiyle piyasada fark yaratan Wasabi’de bizim size önerimiz ise Chicken Katsu Curry.

Tavuk sevmezseniz ve illa ki balık yiyecekseniz sushinize kendiniz karar verebilisiniz. Birçok set menüden oluşan şekliyle sushileriniz boncuk gibi dizilmiş halde dolaptan size bakıyor olacaklar. Şimdiden afiyetler olsun.

Tavuk severler buraya: Nando's

Tavuk severler için bir cennet olan Nando's, yine Londra’da bir çok caddede karşınıza çıkmakta. Tavuklarına katmış olduğu "peri peri" sosuyla dünya çapında nam salan Nandos’ta lezzetli tavukların yanında birden fazla garnitür eşlik etmekte. Restorana girdiğinizde garson size bir numara veriyor ve bir masa gösteriyor.

Siz burada menüden istediğiniz lezzeti seçiyor ve sipariş için kasaya gidiyorsunuz. Sipariş sırasında masa numaranızı belirtip, ödemeyi yapıp leziz tavuklarınızın size gelmesini bekliyorsunuz. Dikkat etmeniz gereken bir başka şey ise kaşıklarınızı, içeceklerinizi, soslarınızı kısacası yemek dışında her şeyinizi sizin kendiniz almanız gerektiği.

Tavukta kemik sevmiyorsanız "Butterfly Chicken Breast" menüden size önerimiz. Yok kemikli olsun, elle onu diderek yemek isterim derseniz "Chicken Wings", "Legs" veya "Whole Chicken" tam size göre. Sipariş verirken eklemeniz gereken bir diğer şey ise sosunuz ve derecesi. Eğer acı eşiğiniz düşükse "peri peri medium" ideal olanı. Eğer daha acı isterseniz "peri peri hot" veya ekstra hot’ı deneyebilirsiniz. Garnitür olarak salataları, baharatlı pilavları, patatesi veya sarımsaklı ekmeği mevcut.

Dilediğiniz lezzeti seçip tavuğunuzun yanında gelmesini söyleyebilirsiniz. Masanıza sos barından gidip "lemon and herb" sosu almanızı patatesinizin tadını daha lezzetli yapması adına tavsiye ederiz. Afiyet olsun.

Manger yemek demek: Pret-A Manger

Londra’daki bir başka yemek zinciri markasıysa Pret-A Manger. 1986’dan beri hizmet veren marka sandviç konusunda uzmanlaşmış durumda. Londra’da hem ucuz hem sağlıklı hem de pratik yemek yiyebileceğiniz yerler arasında en üst sıralarda.

Mekandan alacağınız sandviç ve taze sıkma portakal suyu sayesinde Londra turunuza kaldığınız yerden devam edebilir, öğlen yemeğinizi bu şekilde atıştırmalık geçirebilirsiniz. Mekandaki favori sandviçimiz Albacore Tuna & Cucumber. Ton balıklı ve salatalı bu baget sizi bütün gün tok tutma özelliğine sahip.

Vejeteryanlar için de seçenekleri olan mekanda arzu ederseniz et veya tavuklu sıcak sandviçlerde alabilirsiniz. Seçme hakkı sizde, garson yok tepenizde. Dilediğinizi alıp Londra sokaklarındaki turunuza kaldığınız yerden devam edebilir veya bu küçük şirin cafe’de bir mola verip sokaktan geçenleri izlerken sandviçinizin tadını çıkarabilirsiniz.

Çok meşhurdur: Chipotle

Daha önce Amerika, Kanada, Fransa veya Almanya’da yemediyseniz kendisini ilk defa Londra’da yiyeceksiniz. Meksikalı restoran zinciri Chipotle, Londra ziyaretinizde size enfes burrito seçenekleri sunmakta. Bizdeki et veya tavuk dürüm mantığında hazırlanan bu tatta dürümünüzün içine konacakları siz seçiyorsunuz.

İlk olarak beyaz veya kırmızı et seçeneklerinden birisini seçip sonrasında içine hangi pilavı (evet yanlış duymadınız lavaşın içine pilav da konmakta) istediğinizi söylemeniz lazım.

Arzunuza göre salata, Meksika fasulyesi, acı sos, köz biber gibi tatlarla burritonuzu renklendirebilirsiniz. Bizim size önerimiz "barbacoa". Hazırlanan burritonuzun pilav eklediyseniz biraz tombul olmakla beraber lezzetli olduğu garanti.

Londra'ya özgü: West Cornwall Pasty Co.

1998 yılında ilk şubesini açan West Cornwall Pasty Londra’ya özgü bir fast food zinciri. Pasty olarak bilinen lezzetli hamur işlerini satan mağazada size önerimiz "Chicken and Mushroom Pasty". Kendisi çok lezzetli, bir o kadar da uygun ve yenmesi keyifli.

Dana ve kuzu etli seçeneklerine ek olarak vejeteryan seçenekleri de bulunan pasty’lerden arzu ettiğinizi söyleyin ve bir öğününüzü daha keyifli hale getirin.

Fazlasıyla teknolojik: Inamo

Uzak Doğu yemeklerinin yanı sıra çok farklı bir restoran deneyimi yaşamak isteyenler Inamo’da yemek yemeyi deneyebilirler. Restoranı diğerlerinden ayıran en büyük özellik masaların hepsinde birer akıllı ekran olması ve siparişlerinizi bu akıllı ekranlardan garsona gerek kalmadan vermeniz. Bir diğer farklı deneyim ise yemeğinizi söyledikten sonra mutfağı online izleyebilmeniz.

Garsonları sadece yemek size servis edilirken göreceğiniz bu restoranda, hesap isterken de masanızdaki ekrana dokunmanız yetiyor. Hesabınızı öderken bir sonraki durak için metro veya otobüs haritası ve saatleri de size sadece bir dokunuş uzakta.

Bu interaktif masalar sayesinde çok farklı bir deneyimle yemek yeme zevkine erişeceğiniz mekanda ayrıca şarap tadım dersleri de verilmekte, hatta mutfağında sushi yapma imkanı da bulunmakta. Fırsatlar için restoranı sürekli takip etmelisiniz ama ilk kez gittiyseniz "Baby Malay Chicken" ve "Spicy Aubergine" yiyebilirsiniz.

Birisi vejeteryan olan bu iki seçeneğe ek olarak menüde birçok başka balık çeşidi de bulunmakta. Damak tadınıza daha uygun olanları zorlanmadan seçebilirsiniz çünkü menüde yemeğin isminin üzerine tıkladığınızda yemeğin görseli anında masanızda beliriyor ve siz daha sipariş vermeden masanıza nasıl bir yemek geleceğini görüyorsunuz. Ona göre kararınızı verip yemeğin ve bu harika deneyimin tadını çıkarabiliriniz.

Güllerin içinden canım: The Churchill Arms

Londra'nın en güzide semtlerinden birisi olan Notting Hill'de konuşlanmış bu harika mekan size hem pub, hem restoran hizmeti sunuyor. Restoranın menüsünde Tayland mutfağından lezzetler yer alıyor ve o kadar kalabalık oluyor ki size yemeğinizi yemeniz için sadece 1 saat veriyorlar ve rezervasyonla çalışıyorlar.

Mutlaka yemelisiniz dediğimiz lezzet ise "Pad Thai". Gerçekten çok lezzetli ve mekanın en meşhur yemeklerinden birisi. Burayı özel kılan bir başka veri ise mekanın 1750 yılında kurulması ve Londra'da Tayland mutfağı servis eden ilk pub olması.

Zamanında Winston Churchill'in büyükanne ve babasının da müdavimi olduğu bu pub, dekorasyon olarak da çok farklı ve şen. Her yanı adeta bir çiçek bahçesi olan mekanda hem dış hem iç dekorasyonda canlı çiçekler eşlik ediyor müşterilere.

Öyle ki tuvaletler ve tavan dahil her yer çiçek bahçesi. Hem gözünüz hem mideniz eğlensin istiyorsanız bir Cumartesi günü bu pub'ı da lezzet durağınıza ekleyebilir hem de aynı gün sokakta kurulan Portobello markette antika eşyaları seyre dalabilirsiniz.

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!