Yemek.com

Üzerine Susam Kokusu Sinmiş Tarihi, Yapımının Püf Noktalarıyla Huzurlarınızda: Simit

simit-1

Gün ışığı yavaş yavaş pencereden içeriye girdi. Yeni bir güne uyandık. Hızlıca hazırlanıp, işe, okula koşmamız gerekti belki. Otobüse, metroya, servise, vapura bir şekilde yetiştik. Peki ya kahvaltı? Onu ne yaptık? Köşe başındaki sokak simitçisi, pastane göz kırptı bize. Nar gibi kızarmış simitler, hızlı kahvaltımız oldu. Vapurdaysak martılar kahvaltı ortağımız.

Belki de keyif dolu, uzun bir sabah kahvaltısının hazırlıklarına giriştik mutfakta. Mahallemizin simitçisi 'Simiiitçiiii, taze, sıcak simit' diye bağırarak geçti sokaktan. Çıtır çıtır simitler kondu masaya, peynirle, domatesle birlikte şenlik oldu, sohbet oldu.

Hem hayatlarımıza, hem damaklarımıza işte böyle kazındı simit. Dedik ki her gün mis kokusuyla bizi kucaklayan simidin hikayesini dinleyelim. Hamurunun içine girip, çıtır çıtır simitlerin sırlarını bulalım. Yetmesin tariflerini deneyelim, evimize taşıyalım.

Yüzyıllar önce tanıştığınız simitleri tekrar tanımaya, bir kez daha memnun olmaya davetlisiniz.

Saraylardan sokaklara: Simidin tarihçesi

simit-4

Susamlı bir halkanın yüzyıllık hikayesini dinlemeye hazır olun. Sarayların içine girmiş, sonra sokaklara taşınmış, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sine konu olmuş bilinen en eski lezzetlerden simidin yan koltuğuna alalım sizi.

Simidin bilinen tarihi Osmanlı'nın Anadolu'da hüküm sürdüğü dönemlerle birlikte başlıyor. Simit, Arapça'da 'beyaz has un' anlamına gelen 'samid' kelimesinden türemiş. O dönemde unların çuval çuval saklandığı depolar varmış Osmanlı saraylarında. Bu depolara 'simithane', padişahların koca koca odun fırınlarına ise 'padişah fırını' denirmiş. Üsküdar'da bulunan padişah fırınından halka biçiminde bir ekmek yapılmış ilk kez. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde ilk simitleri anlatırken 'araba tekerliği büyüklüğünde' demiş hatta. Kokusu, tadı öylesine sevilmiş ki daha çok pişirilmeye başlanmış ve adına 'simid-i halka' denmiş.

Birçok reçete yazılmış üzerine, saray reçete defterlerine girmiş her biri. Bir başka rivayete göre; padişahlar iftarlarda nöbet bekleyen askerlere simit hediye edermiş. Simit, padişah hediyesi olabilecek kadar değerli ve kıymetliymiş anlayacağınız. Ortak paylaşımlarımızı, duygularımızı besleyeceği o zamandan belliymiş aslında.

simit-5

Bir süre sonra yanındaki halka sözcüğü kalkmış ve 'simit' olarak anılmaya başlanmış. 17.yüzyıla gelindiğinde simit öylesine değerli olmuş ki, ekmek ve simit fırınları birbirinden ayrılmış. Tatlı, susamlı ve günümüzde tükettiğimiz simitler yapılmış, reçeteleri yazılmış. Simit, İstanbul’dan yavaş yavaş çıkıp, önce Bursa ve Edirne'ye, oradan da Balkanlar'a yayılmış.

Yayıldıkça ekmek fırınlarında da yapılmaya başlanmış. Eskiden yüksek fiyatlara satılan simitlerin değeri ve kalitesi de düşmüş. Bu nedenle simit fırınları birer birer kapanmak durumunda kalmış ne yazık ki.

Zamanla günümüzün hızlı tüketim anlayışına boyun eğmiş simitler. Saraylardan sokaklara inip, en sevdiğimiz lezzetlerden biri olmaya devam etmiş. Padişahların en kıymetli hediyesi, simitçilerin omuzlarında yeniden değer görmeye başlamış böylelikle.

Eski şanı, şöhreti olmasa da biz onu sokak lezzetimiz olarak daha bir seviyoruz. Ne dersiniz?

Evi mis gibi kokutma zamanı: Evde simit yapmanın püf noktaları

simit-7

Susamın mis kokusunun üzerine işlediği simidin tarihine göz attık hep birlikte. Şimdi sıra geldi evde simit yapmanın püf noktalarına.

Biliyoruz, birçoğunuz 'Amaan, parası neyse verir, simitçiden, fırından alırım' diyor içinden. Ama evde simit yapmanın, kendi ellerinizle bu lezzeti hazırlamanın tadı ve keyfi bir başka. Çıtır çıtır, kolay kolay bozulmayan simitler için ise birkaç püf noktasına ihtiyacınız var. Gizlimiz saklımız yok. Bildiğimiz her şeyi paylaşalım diyoruz sizlerle. Kulak verin hadi.

İşin sırrı güzeller güzeli bir hamur hazırlamakta elbette. Hamuru güzel olmayan bir simit, çabuk sertleşir, çıtır çıtır ve gevrek olmaz. Üstelik çabucak bozulmaya da mahkümdur. Bu nedenle çok güvendiğiniz, toplandıktan sonra dinlendirildiğine emin olduğunuz buğdaylardan elde edilen bir beyaz un tercih edin. Ununuzun kalitesi hamuru, doğal olarak simidin güzelliğini etkileyecektir. Ununuzu ortasında kocaman bir havuz açın yapım aşamasında. Bu havuzun içinde tüm malzemeler rahatlıkla karışacak, istediğiniz kıvama daha kolay gelmesini sağlayacaktır.

simit-2-2

Sıvı malzemeleri ve mayayı bu havuzun içinde eritin. İyice karıştırın. Ardından unları kenardan kenardan içine alarak yavaş yavaş yoğurun. Orta yumuşaklıkta bir hamur elde edin. Hamurunuzun sert olmamasına özen gösterin.

Simit hamurunu, çok düşük derece ısıtılmış fırının içinde mayalanmaya bırakın. Bu mayalanma sürecinde maya daha güzel aktive olacak ve simidin istediğiniz gevreklikte olmasını yardımcı olacaktır. Ardından mayaladığınız hamurları şeritler halinde uzatın ve mayalanmaları için üzeri kapalı bir biçimde bekletin. Uzatırken kenarlarını kalın bırakmaya özen gösterin.

İkinci mayalandırma sürecinden sonra simitlerinize şekil verin. Kullanacağınız susamı mutlaka ama mutlaka kavurun. Kavururken siyahlaşmamalarına çok dikkat edin. Susamın kokusunun ve yağının ortaya çıkması yeterli olacaktır. Pekmezli suya geldi sıra. Kullanacağınız pekmezin üzüm pekmezi olması simide ayrı bir tat verecektir. Hazırladığınız simitleri önce pekmezli suya, sonra susama bulayıp önceden ısıtılmış fırında pişirin. Son 10 dakika fırının kapağı açık bir biçimde pişirin ve çıkarın.

Püf noktalarımız cepte. O zaman tariflere geçme vakti geldi.

Yakın fırınları: Simit tarifleri

simit-2

Anılarımızı güzelleştirmiştin sevgili simit. Tıpkı büyüklerimizin bize aktardığı gibi simidi koruyup, aynı lezzetle diğer nesillere aktarmak boynumuzu borcu. Simit gibi tüm değerlerimizi alıp bağrımıza basalım. Sevelim, çok sevelim istedik. Bu yüzden susamlı halkanın tılsımlı tarihinde yolculuk ettik. Püf noktalarını da bildiğimize göre artık evde çıtır çıtır, gevrek gevrek simitleri hazırlamanın zamanı. Ona bir kez daha hayran kalmanın, her kırıntısının tadına varmanın tam zamanı.

Yakın hadi fırınlarını, evi susam ve un kokutalım.

Vazgeçilmez klasiğimiz: Simit

Simit Tarifi

Tezgahların en güzel rengi, sokağın sade çıtırısın sen klasik simit. Seni artık evde ağırlamak, güzel bir kahvaltıyla gelişini kutlamak istiyoruz. Peynirle, domatesle, zeytinle güzel dostluğunu tüm dünyaya bildirmek istiyoruz.

Hoş geldin evimize: Simit tarifi

Çünkü siz yaparsanız daha güzel olur: Pastane simidi

pastane-simidi-tarifi

'Aman dışarıdan alırım' demiyoruz bu kez. O pofuduk, yumuşak simitleri evde yapıyoruz. Püf noktalarını bile biliyoruz. Sıvayın kolları, en tombiş simitleri yapacağız.

Evinizde minik bir pastane açmanın tam vakti: Pastane simidi

Yanına da bir demli çay: Simit sandviç

Aç içini. Sade sade durma öyle. Biraz labne, biraz domates. Az biraz da yeşillik gerek sana. Bak, ne güzel oldun. Afiyet, bal, şeker oldun.

Böylesi de pek bir havalı: Simit sandviç

Bu halini ayrı sevdik: Simit poğaça

simit-pogaca

Daha fırında pişerken çıkardığı koku, komşuya kadar gidecek. Çat kapı gelecek misafirlerinizin sebebi işte bu güzellik olucak.

Çat kapı misafir olalım: Simit poğaça tarifi

Mini mini bonus: Susamlı simit

Taş fırın simitlerinin yeri ayrı, minik susamlı simitlerin yeri çok ayrı. Tek atımlık onlar. Simidin kardeşi, tuzlu pastanın ise en büyük rakibi. Çay saatleri, kahvaltı, öğle arası... Günün her saati nefis kokusuyla alır götürür, lezzete doyurur. Ne duruyorsunuz, yapın bir susamlı simit.

Tuzlular bizden: Susamlı simit tarifi

Onsuz olmaz bonusu: Kandil simidi

Kandil vakti geldiğinde, en güzel geleneğimiz girer fırına. Her komşumuza, misafirimize ikram edilir, bir hayır duası alınır. Çayın yanına da ne güzel yakışır. Canımız çekti.

Hadi, hemen kandil gelsin: Kandil simidi tarifi

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!