Yemek.com

Hafızasını Güçlendirip Zekasını Geliştirmek için 2 Hafta Boyunca "Beyin Diyeti" Uygulayan Kadın

13 Kasım 2018

İş ya da okul hayatınızda kendinizi verimsiz, yorgun, bitkin hissettiğiniz o anları düşünün... Bir türlü yaptığınız işe konsantre olamadığınız, motivasyonunuzu bir türlü toparlayamadığınız, en ufak bir şeyi bile aklınızda tutmakta güçlük çektiğiniz o zamanları mesela...

Biliyoruz, bu durum zaman zaman birçoğumuzun başına geliyor aslında ama buna bir çözüm yok mudur dersiniz? İşte tam da bunu merak eden 28 yaşındaki genç bir kadın, ilginç bir deneye girişiyor ve kendi üzerinde uyguladığı "beyin diyeti" ile neler yaşadığını tek tek anlatıyor.

Genel olarak Alzheimer hastalarına önerilen yiyeceklerle dolu, hafıza güçlendirdiği ve zeka geliştirildiği söylenen bu "beyin diyeti" nedir ne değildir birlikte öğreniyor, genç kadının iki hafta boyunca uyguladığı diyet sonucunda aldığı kararlara tanık oluyoruz.

Bu deney, sizi çok şaşırtacak, eminiz.

Anisa için her şey gün içinde kendini yeterince verimli ve enerjik hissetmemesiyle başlamış aslında

28 yaşında genç bir editör olan Anisa Purbasari Horton, bu deneye başlama nedeninin kendini gün içinde yeterince enerjik ve verimli hissetmemesi olduğunu söylüyor ve "beyin diyeti" olarak anılan bu diyete başlamadan önceki hayatını şöyle anlatıyor:

"Ben, kendimi hep sağlıklı bir insan olarak görürdüm. Yılda 1 yarı maraton koşmaya ve haftada 4-5 kez egzersiz yapmaya çalışıyorum mesela. Ama birçok insan gibi sağlıksız alışkanlıklarım da var. Bir süre dikkat edince uyku kalitemin ve süremin aslında hiç yeterli olmadığını fark ettim. %70 sağlıklı şeyler yemeye çalışsam da stresli olduğumda hemen zararlı atıştırmalıklara yöneliyor, yeteri kadar uykumu alamadığımda hemen kahveye başvuruyorum.

Bu süreçte de beyimin yavaşladığını hissediyorum, özellikle de akşamüstü saatleri geldiğinde. Daha önce de beynim ve enerji seviyem için bazı diyetleri denedim ama çoğunlukla 'Ya hep ya hiç' mantığına sahip olduğum için başarılı olamadım. Karbonhidrat diyeti, ketojenik diyet, kurşun geçirmez diyet gibi birçok deneyi denedim ama olmadı, kısıtlanmak hiç hoşuma gitmedi, uzun süre dayanamadım. Uzunca bir araştırmadan sonra karşıma "beyin diyeti" denen bu diyet çıktı. Diğer birçok diyet programının aksine bu diyetin amacı kilo vermek değil tamamen beynin sağlıkla çalışmasını sağlamak."

Genel olarak Alzheimer hastalarına önerilen "beyin diyeti", beynin çalışmasını destekleyen yiyeceklerden oluşuyor

"Beyin diyeti" ismini ilk kez duyuyor olabilirsiniz, bu nedenle ne olduğundan da söz etmeden geçmeyelim. Beyin diyeti, Rush Üniversitesi Sağlık Merkezi ve Harvard Halk Sağlık Okulu tarafından, temelde Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltan yeme alışkanlıklarını bulma amacıyla başlatılan araştırmalar sonucu oluşturulan bir diyet. Bu diyet dünya çapında genel olarak "beyin yiyeceği" olarak da bilinen 10 sağlıklı yiyeceğin bol bol tüketilmesini öneriyor.

"Neymiş o yiyecekler?" derseniz hemen sıralayalım: Yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere birçok sebze, fındık, fıstık, yemişler ve balıklar. Kırmızı et, yağ, margarin, peynir, işlenmiş yiyecekler ise kısıtlı ama yasak değil.

Yapılan deneylere göre bu diyeti sıkı sıkıya takip edenlerin Alzheimer'a yakalanma riski yüzde 53, arada kaçamaklar yaparak üstünkörü takip edenlerin ise yüzde 35 azalmış. Tüm bu araştırmalardan haberdar olunca Anisa da bu deneyi hemen denemeye karar vermiş tabii.

Anisa deneyin ilk gününde bütçesinin sarsılmaya başladığını fark ediyor

Anisa, kararını verdikten sonra hemen alışverişini yapıyor ve kendini beyin diyeti için hazırlıyor ama henüz ilk günden bu diyetin biraz bütçesini sarsacağını fark ettiğini de söylemeden geçemiyor. Somon başta olmak üzere çeşitli balıklar, taze sebze meyveler ve yemişler için cebinden her zamankinden çok daha fazla para çıktığını ekliyor ve şöyle devam ediyor:

"İlk fark ettiğim şey artan alışveriş faturalarıydı. Somon, süzme zeytinyağı ya da yemem gereken diğer tüm sağlıklı yiyecekler ucuz değildi. Eşim şehir dışında olduğundan tek kişi için alışveriş yapmama rağmen normalde iki kişi için ödediğimden 20 dolar daha fazla ödemiştim. Gün içinde de hep aynı öğünleri yiyordum. Neredeyse bire bir aynıydı. Kahvaltı iki yumurta, ıspanak ve somondan oluşuyordu. Ek olarak da bir çay kaşığı Hindistan cevizi yağlı sade kahve içiyordum. Öğlen bir avuç bademli kale, ıspanak, edamame ve brokoliyle hazırlanmış salata ve tavuk göğsü. Akşam yemeği de kahverengi pilavlı ve sebzeli mercimek ezmesiydi.

En büyük değişiklik ise işlenmiş şeker ve süt ürünlerini kesmemdi. Öğle atıştırmalığımı yoğurt ve granolayla değiştirdim. Zaman zaman yaban mersini ve chia tohumu da ekledim. Sütlü buzlu kahvemi de naneli yeşil çayla değiştirdim. Diyetin etkisini çok erken görmemeyse çok şaşırdım."

Diyetin ilerleyen günlerinde genç kadının uyku düzeni ve kötü alışkanlıkları değişiyor, iş yerinde motivasyonu artıyor

Anisa diyete başlarken yaptığı alışveriş nedeniyle motivasyonu biraz kırılarak bu deneye başlamış olsa da diyetin ikinci gününden itibaren kendini çok iyi hissetmeye başlıyor ve bu kadar hızlı sonuç almaya başladığı için çok şaşkın ve mutlu olduğunu da ekliyor.

Sadece iki gün içinde, yediği meyveler sayesinde rafine şekere olan bağımlılığının azaldığını ve ekstra bir tatlı yemeye ihtiyaç duymadığını söyleyen Anisa, yine diyetinin ilk günlerinde süt ve süt ürünlerine olan düşkünlüğünün de azaldığını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

"Daha çabuk uykuya dalıp daha rahat ve erken uyanmaya başladım. Aynı zamanda eskiye göre daha az atıştırmalık yediğim de dikkatimi çekti. Porsiyonlarım da o kadar büyük değildi halbuki. Sonuç olarak kafamda yemek yeme düşüncesi çok dolaşmıyordu ve daha uzun süre işime odaklanabiliyordum. Beklenmedik görevler geldiğinde dahi ne kadar çabuk adapte olup işi bitirebilmeme şaşırıyordum."

"Ne yiyip ne yememem gerektiğini uzun uzun düşünmediğimden işime odaklanacak vaktim arttı"

Anisa için diyetin en güzel getirilerinden biri de "Bugün ne pişirsem, ne yesem?" gibi dertlerden kurtulmak olmuş aslında. Sabah kahvaltısından akşam yemeğine, aralarda mideden gurultular yükselmeye başlayınca yardıma koşan atıştırmalıklara kadar, eskiden aklının bir köşesinde hep "Ne yiyeceğim?" sorusu olan Anisa, bu diyet sayesinde bu yükünden kurtulduğu için de memnun olmuş.

Aynı zamanda diyette "Şunu asla yememelisiniz" gibi kısıtlayıcı bir madde bulunmadığından, yasakların cazip hale gelmesi gibi bir durum da söz konusu olmamış. Hal böyle olunca Anisa, tam da istediği gibi konsantrasyonunu kolayca toparlayarak işinde çok daha verimli bir hale gelmiş. Konuyla ilgili genç kadın şöyle diyor:

"Diğer diyetler gibi 'yasak' diye bir şey olmadığından yasaklanan şeyler hep kafamda değildi. Diğer diyetlerin aksine kötü, lezzetsiz, tatsız tuzsuz yemekler yemek zorunda da değildim. Bunun için bence iki sebep vardı: Birincisi bu diyetin önermediği şeyler olsa da yasakları yoktu. İkincisi de zayıflamak için değil de beynim ve sağlığım için yediğimden çok daha kolay motive oluyordum."

Anisa deneyinin sonunda enerji seviyesinin çok arttığını, hiç yorulmadığını ve çok daha yaratıcı olduğunu fark ediyor

Anisa, iki hafta boyunca sürdürdüğü bu deneyin sonunda enerjisinin bir hayli arttığını, artık egzersiz yaparken hiç eskisi gibi yorulmadığını, hatta editörlük ve yazarlık yaptığı işinde çok daha yaratıcı işlere imza atmaya başladığını söylüyor ve ekliyor:

"Vücudumda olumlu gelişmeler oldu. Enerji seviyem arttı ve yorulmadan egzersiz yapabiliyorum. Bu durumun şekeri kesmemden dolayı olduğunu düşünüyorum. Rafine şekeri hayatımdan çıkarınca meyveden aldığım şeker tatlı ihtiyacımı karşılamama yetti.

Diyete başlayalı iki hafta oldu ve ilk defa bir deneyin ötesine gitmek, devam etmek istiyorum. En çok takdir ettiğim şeylerden biri de kısıtlamaların olmamasıydı. İşlenmiş şeker ve süt ürünlerinden uzak durmak zor ama arada bir kaçamak yapıp diyeti daha kolay bir hale getirebilirim. Artan alışveriş bütçesine de ne yazık ki yapacak bir şey yok.

Diğer diyetlerle karşılaştırınca hiç de kötü bir diyet değildi. İtiraf etmeliyim ki uzmanların net bir şey söylememesinden dolayı bu deneyleri uzun süreli alışkanlıklara dönüştürme konusunda kuşkuluyum ama bence sağlıksız yiyecekler, beynimiz ve vücudumuz için en kötü diyetten bile daha kötü. Çalışmalar aksini söyleyinceye dek beyin diyetini sürdürmeyi düşünüyorum."