Yemek.com

Milyonlarca Kişiye Ulaşmayı Başarmış Dünyanın En Büyük 5 Yemek Devrimi

yemek-devrimleri

Son zamanlarda çokça yaygınlaşan sağlıksız tarım uygulamaları ve genleriyle oynanmış meyveler, nasıl üretildiğini ve neler içerdiğini bilmediğimiz gıdalar, sağlıksız beslenme alışkanlıklarımız... Tüm bunları düşündüğümüzde böyle devrimlere ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

Sağlıklı yiyecekleri tüketmek ve bunları yerel olarak üretmek ama en önemlisi de doğala dönmek amacıyla dünya genelinde yemek üzerine birçok "devrim" yapıldı.

BuGusto'nun derlediği ve bizim de tekrar yorumladığımız, insanlık adına yapılmış bu müthiş devrimlerden hepimizin haberdar olması gerekiyor.

Bir günlüğüne herkes vejetaryen: Etsiz Pazartesi (Meatless Monday)

*Bezelyeye bir şans verin. - Etsiz Pazartesi

Etsiz Pazartesi, pazartesi günleri etsiz beslenmeyi teşvik ederek hem insan sağlığının hem de hayvan hakları konusunda bilinç yaratmayı hedefleyen uluslararası bir harekettir. 2003 yılında Sid Lerner taratından başlayan hareket, çevre, sağlık ve hayvan dostu yemek tarifleri ve bilgilendirici makaleler paylaşarak farkındalığı arttırmayı, ete olan bağlılığımızı azaltmayı hedeflemektedir.

Etsiz Pazartesi, başta İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dünya çapında giderek tanınan bir hareket oldu. Özellikle ABD’de birçok restoran pazartesi günleri yemeklerinde et kullanmayarak bu oluşuma destek veriyorlar. Hareketle ilgili başlıca kaynaklara internet sitelerinden bakabilirsiniz.

Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı: Yerel Tüketim Hareketi (The Locavore Movement)

Locavore'nin Türkçe karşılığı "yerel obur". Yani bu kişiler yerel besinleri tüketen, yemeğini organik ama özellikle kendi bölgelerinde üretilmiş ürünlerden seçen insanlardır. Yerel üretime destek vermek amacı ile alışveriş yapağacı bölgelerin mesafe sınırlarını en fazla 80-100 km olarak belirlemiş durumdalar. Ayrıca, bu akımı benimseyip uygulayan kişilere de "lacavore" adını veriyorlar.

Yaşadığımız ülke ne olursa olsun herkesin benimsemesi gereken bir hareket aslında bu. Çünkü dışa bağımlılığı ortadan kaldırıyor ve ciddi anlamda ülke ekonomisi dedikleri şeye katkı sağlıyor.

Bu sefer biraz yavaş: Slow Food Hareketi

Simgesinde yer alan Salyangoz gibi ağır ama emin adımlarla ilerleyen Slow Food Hareketi. 1986’da italya’da bir azınlık olarak başlasa da bugün 150'ye yakın ülkede 100 bine yakın üyesiyle dünyanın en etkili yemek hareketine hareketine dönüşmüş durumda. Slow food devriminin çıkmasında etkili olan “temiz ve sağlıklı gıda” prensibiyle endüstriyel gıdalara ve beslenme biçimlerine karşı mücadele veren ve eski yemek alışkanlıklarının tarım yöntemlerinin ve biyoçeşitliliğin korunması için çalışan bu hareket oldukça güçlü şekilde ilerliyor.

Slow Food Hareketi bir fastfood markasına tepki olarak doğmasından bu yana, kurucusunun bile tahmin edemeyeceği bir şekilde ilerliyor. Ve bu şekilde devam etmesi durumunda sağlık açısından çok olumlu sonuçlar doğuracağı kaçınılmaz olacaktır.

Fastfood’a karşı bir adam: Jamie Oliver's Food Revolution (Jamie Oliver'ın Yemek Devrimi)

Jamie Oliver'ın Yemek Devrimi, Oliver'ın Amerika'ya gelip obezite sorununun çok ciddi boyutlara ulaştığını görmesi ve işlenmiş gıda tüketimin yaygınlığını fark etmesiyle ortaya çıkıyor. İnsanların ev yemeklerinden uzaklaşmasını problemin asıl kaynağı olarak nitelendiren bu akım, dışarıdan beslenme alışkanlığını minimuma indirmeyi amaçlıyor.

Bu devrimin gerçekleşmesi için evlerde yemek pişmesine teşvik eden çalışmalar da sağlanmış durumda. Okul, hastane, aile sağlık merkezleri gibi birimlerde ev yemekleri dağıtılması bu projenin başlıca adımlarından birisi.

Baba ve oğlunun azmi: The Food Revolution by John and Ocean Robbins (John and Ocean Robbins'in Yemek Devrimi)

Beslenme alışkanlıklarına dikkat eden ve ne yediğini bilmek isteyen kişilerin çıkardığı bu hareket bir baba ve oğlu tarafından başlatılmıştır. Bu konuda bilinçlendirmeyi amaçlayan Ocean bulunduğu bölgede birçok eğitim kurumuna konuşmacı olarak katılıp, kitlesel bir bilgilendirme sağladı.

Gazete, dergi ve televizyon gibi basın-yayın organlarından da yardım alan bu iki güzel insan daha fazla kitlelere de ulaşmayı başardı. Aynı zamanda bu duyurular sayesinde doktorların, diyetisyenlerin, beslenme uzmanlarının, bilim adamlarının, siyasi liderlerin, eğitimcilerin Food Revolution Network katılımcılarıyla bir araya gelmesini sağladı.

Sonuç olarak sevgili okuyucu; yemek hayatımızın merkezinde ve yeme alışkanlıklarımıza dair "devrim" hissi yaşatacak basit bir adımı atmak bile bizim elimizde.

Viva la revolucion!

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!