Yemek.com

Yalnızca Yatılı Okuyanların Anlayacağı 15 Yeme İçme Hali

15 Eylül 2014

Yatılı okumak hem liseli hem de üniversiteli için zordur dostlar. Halihazırda gençliğin o sırat köprüsünü geçmiş olanlar ne demek istediğimizi anlıyor da içinde sıcak yemek pişen evinden okula gidenlere de demiş olalım.

500 insanla aynı binada yaşamak, aileyi özlemek, memleketten uzak olmak falan koyar insana da işin bir de yemek kısmı vardır. Genç dimağların, sağlıklı yaşam için beslenmeye en ihtiyacı olduğu zamanlarda, gelişine bir yaşam sürülür. Kendi içerisinde hikayeleri, pişmanlıkları, eğlenceleri vardır.

Hala okuyanlar için ayna, okumayanlar için fotoğraf albümü geliyor.

Hiç bitmeyecek sanırsın: İlk hafta

Okula gitmek için otobüs ya da uçak bileti alındığı andan itibaren, evde bir anne telaşı başlar. Börekler, sarmalar, kekler ve gerekirse ekler, her şeyi hazır etmek için Gordon Ramsay'e nazire yaparcasına, mutfakta şova kalkar. Size sadece birkaç gün sonra bir akşamda bitecek bu ziyafet için boş bir valiz bulmak kalır. Evet, bir akşamda bitecek

Narkotik şubede çalışsa suç oranını sıfıra indirecek arkadaşlar

Valiz yurda girdiği andan itibaren içinizden "Bütün nevale yine bir akşamda bitmese bari" cümlesini geçirdiğinizi hissediverirsiniz. Ancak koku alma yetileri ortalama insanın yüz katı olan, narkotik şubede çalışsa suç oranını sıfıra indirecek arkadaşların buna imkan tanıma olanağı yoktur. Siz o valizi açtığınız andan itibaren 'tesadüfen' odaya uğrayacaklardır. Sevinçlerini yüzlerinden okumanız zor değildir.

Kahvaltıda poğaçayla büyüyen efsane nesil

Özellikle liseyi yatılı okuyan arkadaşların gözünde en az iki poğaça canlandığını biliyoruz. Kahvaltı çeşidi konusunda Tunç devrinden biraz daha iyi durumda olan kantinden alabileceğiniz en doyurucu şey poğaça olur.

Not: "Ama yemekhanesi yok muymuş okulun?" demeyin, o yemekhanelerin kahvaltıları konusunda çok hassaslar.

Kod adı olan yemekler: NBT

İki arkadaş futbol sahasının orada karşılaşır. Biri yemekhaneden dönerken, diğeri anca gidiyordur. O an için dünyadaki en önemli soru sorulur: "Yemekte ne var?" Alınan cevap çok kısadır: "NBT" Soruyu soran arkadaş "Yine mi ya" diyip, 180 derece geri döner. Okulun Ölü Ozanlar Derneği tadında özel bir grubu olduğunu sanabilirsiniz, ama değil. NBT, nohut-bulgur-turşu menüsünün kısaltılmışıdır yalnızca.

Yurdun yemek sponsoru Murat dayı

Murat dayı, yurda yemekhaneden bile yakın bir lokasyonda bulunan seyyar köftecidir. Yegane amacı, köftenin dumanını pencerelerden içeri sızdırabilmektir. Genelde başarılı olur. Çoğu gencin üniversitede kilo almasının sorumlularındandır.

Gece gelen arıza: Pizza

Yeniden üniversitedeyiz. 2 senedir aynı havayı soluyan üç arkadaşın odasındayız. 2'si oyun oynuyor, diğeri dizi izliyor. Her şey olağan çizgisinde ilerlerken, oyun oynayan arkadaşlardan biri ortama zehri salıyor: "Beyler pizza mı söylesek ya?"

İkinci bölüm: İki arkadaşıyla aynı fikirde olmayan arkadaşı ikna çabaları

Buzdolabındaki boynu bükük yemekler

Pizza söylemek istemeyen arkadaşa aittir. Ya bitiremediği yemeği ya da direkt yemekhaneden alıp, paket yaptırdığı yemeği "Akşama bunları yiyeyim de param cebimde kalsın" mini çakallığıyla buzdolabına koyar. Fikrinin muhteşemliğini kanıtlamaya niyetlendiği 12-1 sularında, elindeki buhar yapmış plastik tabakla gecenin son pozunu verir: Boynu bükükler.

Buzdolabı demişken: Okulun kurulduğu günden beri dolapta duran siyah zeytin

"Sabah erkenden kalkar çalışırım"ın uzaktan akrabasıdır "Kahvaltıları artık odada yapıcam". Bu amaçla krem peynir, kaşar, domates ve zeytin alınır. Zeytin genelde siyahtır. Zeytin hariç ekibin geri kalanı bozulunca zeytin tek başına nöbete durur.

Gençliği mazoşizme iten uyumadan önceki yemek sohbetleri

Dur şu diziyi de izleyeyim, dur şu bölümü de geçeyim derken gecenin kör yarısı boş mideyle yatağa girilir. Açlıktan sinirleri bozulan arkadaş, "Şimdi bir dürüm olacaktı" der, bir diğeri "Asıl tereyağı üzerinde yeni gezdirilmiş bir İskender olacaktı" diye ekler. Mazoşizmle yeni tanışan bu genç dimağlar, ekmeği tuza banıp yer gibi yastığa sarılarak uyumaya çalışır.

İmkansız zaman alır: Kargoyla gelen yemekler

Memlekete gidilmeyeli aylar olunca, evdekilerle telefon konuşmaları bir zeytinyağlıya, bir kısıra, bir mantıya kaymaya başlar. Sonra Ocean's Eleven'ı gölgede bırakacak planın start'ı verilir: "Anne ya sen kek yapsan mesela, buraya gelinceye kadar bozulur mu?"

Not: Yine bir akşamda bitecektir.

Ailesiyle yaşayan arkadaşın sevap point'leri

Okuldaki her grubun bir üyesi kesinlikle ve kesinlikle o şehirde ve ailesinin yanında yaşıyordur. Zamanla daha da yakın olunan bu arkadaş bir gün o el ayak titreten, iddaa'da 5 maç bilmiş gibi mutlu eden teklifi masaya koyar: "Akşam bize gelsenize, annem baya güzel yemekler yaptı, sizi çağırıyor"

Tarih böyle sevap point görmemiştir.

Bir anne uykusundan uyanır: Hazır çorba serüvenleri

Yatılı okuyan öğrenci için acil yardım ve hayatta kalma kitidir hazır çorba. İyi kötü tok tutar, soğuk geceleri ısıtmaya çabalar. Çok başarısız sayılmaz ama her tüketildiğinde bir anne uykusundan uyanır.

O bir efsane: "Yemekhaneye dalalım"

Yemekhanede her daim hazır yemek bulunduğunu düşünen, gecenin bir yarısı 50 kilo kırmızı eti nasıl pişireceği konusunda hiçbir fikri olmayan neslin heyecanlı hezeyanıdır. Olsundur. Heyecanı bile yeterdir. Belki bir iki peynir, domates bulunur.

Eve dönüş bonusu: "Ne yapayım yavrum sana?"

Çocuklar inanın, inanın çocuklar, güzel günler göreceğiz, güneşli günler... Aylarca söylenen marşların ardından eve gitme vakti gelmiştir. Anne insanı daha telefonda büyülemeyi başarır: "Ne yapayım yavrum sana, ne istersin?"

Mutluluk bazen yalnızca bir sorudur.

Herkes bilmez bonusu: Haşgerdaş

Bilenler, bilmeyenlere söylemesin arkadaşlar. Bir sır olarak devam etsin.