Yemek.com

Asuman Çikolatacısı

1 Ağustos 2018

Üçüncü dalga kahve akımına daha yeni yeni adapte olmaya çalışan canım halkıma yeni bir trend doğuyor şu günlerde. Moda taraflarında hayata gözlerini açan bu trend ise; Çikolata Dükkanı. Dışarıdan avangard içeriden alaturka olan bu dükkanın daha iyi olan durumu ise mükemmel bir hikayesinin olması.

İşletmenin kuruluş hikayesi; Yılmaz Cihan adında, reklamcılık sektörü üzerine eğitim almış ve bir süre bu sektörde çalışmış birinin risk alması ile başlıyor. Okul sonrası istediği şirkette istediği pozisyonda işe girmiş ve kendine hayli yetecek miktarlarda para kazanırken bir şeylerin ters gittiğini düşünmüş ki Türkiye’de neredeyse hiç denenmemiş bir sektöre ani bir giriş yapmış; çikolata dükkanı. 13 m2 alan üzerine kurulu bu küçücük dükkan ilk dönemlerinde bayağı durgunmuş. Bırakın kâr etmeyi zarar bile etmeye başlamış. Bir şeylerin yanlış olduğunu kabullenip daha fazla maddi zarar yapmadan bırakmak yerine, bir şeylerin eksik olduğunu düşünüp risk üstüne risk alarak yeniliğe girmiş. Reklamcılık sektörü üzerine aldığı eğitimi de kullanarak işletmeyi bayağı popüler hale getirmiş doğrusu. İşletme ismi olan Asuman'ı ise en iyi tatlısından alıyor.

Özellikle kadınların rağbet gösterdiğini düşündüğüm bu işletmeden hali hazırda iki tane var. Büyük olanı imalathane için kullanıyor. Moda’daki küçük dükkanın menüsünde ise sadece üç tatlı ve altı çeşit içecek var. Lakin o minimal işletmede bu ne yoğunluktur? Sekiz kişinin dip dibe çalıştığı bu işletme müşterilere yetişemiyor. Çalışanlardan bazılarından aldığım soruların cevaplarında çikolataların Belçika’dan geldiğini ve yüzde yüz organik olduğunu öğrendim.

Biz Asuman ile Ferhunde'yi denedik (Klasik Türk filmlerindeki mahallenin alımlı ablalarının isimlerine benziyor evet) Asuman sıcak ve daha çok kışın tüketildiğini düşündüğüm tatlı. İçinde sıcak çikolata, çilek, büsküvi kırıntıları ve krem şanti var. Ferhunde ise daha çok İstanbul’un şu günlerine ışık tutacak nitelikte. Külah içinde tabanı brownie olmak üzere dondurma ve çikolata. Her ne kadar Mualla'yı küçük tabakta yemek zor olsa da tadı gayet iyiydi ve ferahlattı doğrusu. Ama tercihimiz nedense Asuman'dan yana. (İsmi mi cezbetti bilemedik.) Arkadaşımla aldığımız ilk kaşıktan sonra birbirimize olan bakışımızı görmeniz lazımdı. Sanki iki kilometre yokuş yolu çıkmamış gibiydik. Ve tatlıları yedikten sonra ‘’iyi ki gelmişiz’’ dedirtti. İçecek listesinde olan sütü de menüye eklemeleri çok düşünceli bir hareket, nitekim çikolata ile en uyumlu içecektir kendileri. Fiyatlarının gayet makul olması ise bizi had safhada şaşırttı doğrusu. İstanbul’un varoş yerlerinde bile beş liraya içilen çaya burada üç lira deniliyor. Bu durumda fiyat ve kalite performasından düşük vermek ne mümkün? Bu arada üçüncü işletmelerini Kuveyt’te açıyorlarmış. Ülkemiz yiyecek-içecek sektörü konusunda dünyaya çağ atlatma derdinde sanırım. Bir iş kurma hayali olup risk almaktan korkan yeni girişimcilere örnek olur umarım. Esen kalın.