MENÜ

Yemek.com

YAZI GÖNDERMEK İÇİN
/

Yaşamı Köklerinde Büyüten Ölmez Ağaç: Zeytin Ağaçları Hakkında Bilmeniz Gerekenler

''...Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak yanı ağır bastığından.''

Nazım Hikmet, 1947'de kaleme almış bu satırları. Yaşamaya inancımızı tazeleyecek şeyin ipucunu verircesine zamanın ötesinden seslenmiş her birimize. Bu dünyada dikili bir ağacınız olacaksa, yaşamayı, mucizeleri hatırlamak adına zeytin ağacı olsun bu ağaç. Tek bir dalıyla dahi huzuru, barışı simgeleyen bu ağaç, son zamanlarda gündemden düşmeyen bir yasayla birlikte tehlikeli zamanlardan geçiyor. 117 milyon zeytin ağacının kesileceği, 15 ağaçtan az alanların zeytinlik sayılmayacağı söyleniyor. Dile kolay. Tam 117 milyon zeytin ağacı. Onunla birlikte kesilecek birçok şey de söz konusu.

Aranızda ''Ee canım ne var ki bunda?'' diyenleriniz olabilir. Zeytinin bizim için kıymeti çok başka. Tarihi, faydası, ekolojik yaşamdaki yeri üzerine yüzlerce şey yazılıp, çizilmiş bu ağaçlara öyle bakmak olmaz. Muazzam rakamların konuştuğu zeytin ve zeytinyağı üretimimiz var. Zeytinin doğaya katkıları var. Bunlardan geçimini sağlayan insanların, senin, benim, hepimizin taşın altına elini koyması gereken bir konu bu konu. Onların kaybının sonunda hayatlarımızda çok şey değişebilir.

Gelin, onlara kocaman sarılalım. Zeytin ağaçlarını gözyaşlarımızla sulamadan önce iki kere düşünelim. Hayata uzattığımız, barış ve sevgi simgesi zeytin dallarımız kırılmasın.

Tek bir dalıyla huzuru getirdi: Zeytin ağacının tarihçesi

zeytin-2

Bu güzel ağacın dünya tarihindeki yeri ile başlayalım. Nuh tufanına kadar dayanan, insanlık tarihi kadar eski bir tarihe sahip aslında. İlk bulguları 39.000 yıl öncesine kadar dayanıyor yani. Dünya hayatının düzene girip girmediğini anlamak için Nuh'un gönderdiği beyaz güvercin, ağzında zeytin dalı ile dönüyor. Bu da barışın sağlandığının ve huzurun, düzenin geldiğinin kanıtı oluyor. O günden beri barışın sembolü olarak anılır zeytin ağaçları ve dalları. Bir başka rivayete göre Ege kıyılarında gezen Hemoros, bir zeytin ağacına yaslanıyor. Ağaç; ''Herkese aitim ve kimseye ait değilim, siz gelmeden önce de buradaydım, siz gittikten sonra da burada olacağım.'' diyor. Bu nedenle ismi ölümsüz ağaç olarak anılır. Böyle olmasının bir başka nedeni de zeytin ağaçlarının yüzyıllar boyunca yaşıyor olması.

Mitolojide Zeus ve Athena'nın dahi yarışlarına konu olan bir ağaç üstelik. Üzerine yazılmış yüzlerce hikaye var. Mısır'da şifa niyetine kullanıldığı da bilinenler arasında. O zamanlarda bu zamana kıymeti bilinen, dokunulmaz ve ölümsüz bir ağaç olarak görülen ağaçlardan.

1 milyon ton zeytin üretimimiz var: Zeytin ağaçlarının ülkemizdeki yeri

Ülkece çok seviyoruz zeytinyağını. Kullanmadığımız alan neredeyse yok. Yemeklerimizin içinde, güzellik sektöründe ve daha birçok yerde... Zeytin ağaçları, yağları, zeytin ve ondan yapılan tüm ürünler hayatımızın orta yerinde aslında. Ama onunla tanışıklığımız Cumhuriyet ile birlikte perçinleniyor diyebiliriz. Zeytincilik kültürü hayatımıza giriyor, ardından yaygınlaşmaya başlıyor. 1939'da onun tüm haklarını koruyan yasalar çıkarılıyor, hatta mühendisler bu işin ana vatanı sayılan İtalya'da eğitime dahi gönderiliyor. Süreci böyle başlayan zeytincilik, üretimi ve satışı daha az maliyetli margarinin hayatlarımıza girmesiyle gündemden biraz düşüyor. Ancak toplumumuzun gönlündeki yeri asla değişmiyor. O günden bugüne hep kıymeti bilinen, sağlık denildiğinde ilk akla gelen yağlardan sayılıyor. Ağaçlar büyük bir özenle büyütülüyor, zeytincilik yaygınlaşıyor.

Biraz da rakamlarla konuşalım. Türkiye, ortalama 1 milyon tonu aşan tane zeytin üretimi ile dünyada üretici ülkeler arasında 4.sırada yer almakta. Dünyadaki zeytin ağaçlarının da %9'u ülkemizde bulunuyor. 120 milyon tane de zeytin ağacından söz ediliyor. Bunlara ek olarak Marmara Birlik Akademi sektör raporunda ülkemizde 2013 yılı ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) verilerine göre 185.796 aile zeytin tarımı ile geçimini sağladığı söyleniyor. Bu sayı geçen 4 yıl içerisinde arttı elbette. Ege ve Akdeniz. Zeytincilik en çok bu bölgelerde yapılıyor, bu bölgelerdeki yüzlerce aile ölümsüz ağaç sayesinde hayatta. Muhteşem rakamlardan söz ediyoruz.

Doğaya katkısı da yadsınamayacak kadar büyük. Ülkemiz için bu denli kıymetli bir ağaç kendisi.

O olmazsa çok şey değişir: Zeytin ağacının doğaya ve insana katkıları

Zeytin ağacı, klasik bir ağaçtan ibaret değil. İşin ekolojik ve sağlık boyutları da mevcut.

Zeytin ağaçları, ekolojik dengenin devamlılığı açısından oldukça önemli bir rol üstleniyor. Kısaca bahsedelim. Zeytin ağaçları kurak arazilerde yaşayabilen, toprak açısından çok da seçici olmayan, hiçbir ilaca gerek duymadan büyüyebilen bir ağaç. Aslında sulu arazileri çok sevseler de susuzluğa karşı dirençli bir yapıları var. Bu nedenle Tarımsal Araştırma Örgütü'nün İsrail'de yaptığı bir çalışmada, çölleşen arazilerde de kullanıma uygun bir ağaç olarak görülmüş. Aynı araştırmada görevli olan Dr. Zohar Kerem: ''Zeytin ağaçları çok seçici değildir, zorlu hava koşulları altında başarılı olur ve bakıma çok az ihtiyaç duyar. Bunun yanında zeytin ağaçları atmosferde karbondioksit seviyesini azaltarak çevreye faydalı olur, yaban hayatı için gölge ve barınak sağlar.'' diyor.

Bunlara ek olarak zeytin ağaçları ilaç kabul etmez, bu nedenle doğru üretilmiş zeytinyağlarını, zeytinleri ve bunlara benzer zeytin ağacı bazlı ürünleri gönül rahatlığıyla tüketebilme şansına sahipsiniz.

zeytinyagi

zeytinyagi

Araştırmacılar, zeytin ağaçlarının çevreye faydaları konusunda hemfikir. Anavatanı ise Akdeniz. O bölgenin ve yetiştiği diğer bölgelerin iklim koşullarının dengede kalmasını sağlıyor. Gerekli hava, toprak ve su koşulları sağladığında yüzlerce yıl yaşayabilme özelliğine de sahip. Bu kadar uzun süre yaşayabildiği için ölmez ağaç ünvanına sahip.

Zeytin ağacının meyvesinden altın sıvı denilen ve her derde deva olarak sayılan zeytinyağı üretiliyor. Yaprağı kozmetik sanayinden, çay sektörüne kadar birçok alanda kullanılıyor. Meyvesi zeytin, sofralara konuk oluyor. Kısacası yaprağından meyvesine, başlı başına kendisi dahi çok faydalı bu ağaçların. Zeytinin, zeytinyağının, hatta zeytin yapraklarının dahi insan sağlığına binbir faydası var. Kalp sisteminden dolaşım sistemi, cilt hastalıklarından mide rahatsızlıklarına kadar say say bitmeyen yararları mevcut. Hem doğaya, hem de insan sağlığına faydaları azımsanmayacak kadar büyük bir ağaçtan söz ediyoruz aslında. Demiştik, sıradan bir ağaçtan çok daha fazlası o.

Zeytin ağaçları canımız aslında: Yasa değişirse neler olur?

Yasa henüz geçmedi fakat geçerse yaşanabileceklere bir göz atalım.

1939'da kabul edilen 3573 sayılı zeytin yasasının değiştirilmesi son günlerde gündemimizden düşmüyor. Peki, bu yasa nedir? Yasa, zeytin ağaçlarının sağlıklı ve verimli bir biçimde yaşamlarını sürdürmesi için çıkarılmış bir yasa. Yasaya göre ağaçlara zarar verenler para cezasından hapis cezasına kadar farklı şekillerde cezalandırılıyor. Aşılanmasından bakımına her şeyi güvence altında. Zeytinliklerin, zeytin ağaçlarının uzun yıllar yaşayabilmesi için birçok şey düşünülmüş aslında bu yasada.

Fakat bu yasanın değiştirilmesi söz konusu. Söylenenlere göre 1 dönüm içerisinde 15 ağaçtan daha az ağaçlı araziler zeytinlikten sayılmayacak. Bu alanlar imara açılabilecek. Yani dönüm başı 14 ağacınız varsa, orası bir zeytinlik olarak kabul edilmeyecek. Hapis cezası yerine kesilen ağaç için para cezası ödenecek. Kestiğiniz ağacın bedelini ödemeniz yeterli oalcak. Zeytinciler bilir, zaten bir zeytinlikte dönüm başına 10-12 ağaç bulunuyor. Bu da demek oluyor ki ülkede birçok zeytinlik, zeytinlikten sayılmayacak. Ya da zeytin ağaçları kesildiğinde para cezası ödenerek, orası zeytinlik statüsünden çıkabilecek. Bu alanlardaki zeytin ağaçlarının kesilerek, imara açılması, santral, konut projelerine uygun hale getirilmeleri de bir başka söylenti.

Yeni yasa tasarısında bunların yanında çok kritik bir madde daha var. Bu madde, 4.madde. 3573 numaralı kanunun 20. maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu maddede ''Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez'' ibaresi yer alıyordu. Ancak bu madde kaldırılıyor. ''Zeytinlik Sahaları Koruma Kurulu'' adını taşıyacak bu kurulun kararı ile zeytinlik alanlara maden, enerji, inşaat vb gibi her türlü yatırımı yapmak olanaklı bir hale getiriliyor.

Kısacası bu yasa değişirse başta ekolojik denge tehlike altına girecek. Ardından zeytincilikle uğraşan ortalama 185.796 aile geçim sıkıntısıyla baş başa kalacak. Yaprağına kadar her şeyini değerlendirdiğimiz zeytin ağaçları ve onların ürünleri sofralarımızdan, hayatlarımızdan eksilmeye başlayacak. Dolayısıyla sağlığımıza yararlı bu nimetlerden daha az faydalanmamız olası. İşin ihracat, ithalat, ekonomi boyutlarına girmiyoruz bile... Tüm kötü senaryolar gerçekleşirse giderek betonlaşan dünyamızda göreceğimiz yeşil dalların sayısınında azalacağını ekleyelim.

Üzerine söylenecek çok şey var kısacası. Ama gelin, biz onlara sahip çıkalım. Çünkü zeytin ağacı demek, hayat demek. Bunları bilelim, bilelim ki sahip çıkmamız gereken çok şey olduğunun bir kez daha farkına varalım.

İZLEDoyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

0 yorum yapılmış

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?