Yemek.com

Kimsin Sen: Yemek.com Ürün Müdürü Batuhan’ı Tanıyalım

batuhan-apaydin-kimdir

Dikkat! Aşağıda okuyacağınız giriş bolca yazar yorumu ve röportajla ilgili spoiler içermektedir.

Canımız, ciğerimiz Yemek.com okurlarımız,

İzninizle bu kez girişimizi azıcık uzun tutmak istiyoruz. Çünkü bu röportaj bizim için oldukça heyecan verici oldu. Şimdiye kadar Cemre'ye, Ekin'e, Tugay'a, Emre'ye, Zeynep'e, Duygu'ya, Simge'ye ve Alişan'a ''Kimsin Sen'' dedik. Serimizin dokuzuncu bölümü için ise Yemek.com’un lezzet dolu, kocaman sofrasını kuran müdürümüzün karşısına geçtik. Perde arkasını anlatmak gerekirse, o bizden daha bir heyecanlıydı.

Bir taraftan gelen maillere cevap verirken, diğer taraftan sorularımızı tüm içtenliği ile cevapladı. ‘’Yemek.com’un hikayesi ne?’’ dedik, uzun uzun anlattı. ‘’Kimsin sen?’’ dedik, "ne seversin" dedik. Yemekten, kariyerden, hayattan... Basketboldan bile konuştuk.

Hazır yolunu bulduk, bir kez daha teşekkür edelim istiyoruz.

Hep diyoruz ya, kocaman bir aileyiz biz. Bu kocaman aileyi bir araya getirdiği için, yaptığımız işi adeta hamburger, pizza yermişçesine severek, büyük bir iştahla yapmamızı sağladığın için ne kadar teşekkür etsek az. Ama en çok Yemek.com’un güzel okuyucularının hayatlarına kıyısından, köşesinden girmemizi sağladığın için teşekkürler tapas yürekli adam! Lafı daha fazla uzatmadan tanıştıralım.

Karşınızda Batuhan Apaydın!

Not: Batuhan'a Twitter, FacebookInstagram ve [email protected] mail adresinden ulaşabilirsiniz. İçerik pazarlaması ve internet yayıncılığı ile ilgili nefis şeyler anlattığı sitesini de şuraya bırakıyoruz.

Hoşgeldin Batuhan. Dokuzuncu bölümün kurbanı olarak seni seçtik. Kimsin sen, ne yer, ne içersin?

batuhan-apaydin

batuhan-apaydin

Öyle çok kendini anlatabilen bir insan değilimdir aslında ben.

Bursa’da doğdum, büyüdüm, üniversiteye kadar Bursa’daydım. Üniversite ile birlikte İstanbul’a geldim. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunuyum. Mezun olur olmaz Belçika’da, Vrije Universiteit Brussels'de işletme üzerine yüksek lisans yaptım. Gelir gelmez –kendimi şanslı olarak tanımlamamın sebeplerinden biridir- işim hazırdı. Ajans tecrübeleri, içerik sitesi yöneticilikleri derken bolca keyifli işin ardından, yaklaşık 2 yıldan fazla zamandır Yemek.com’un ürün müdürüyüm.

Onun dışında kendini nasıl tanımlarsın dersen; biraz hedonist, biraz realist diyeyim hadi. Tekrara düşmeden yaşamaya çalışan, keşfeden, özellikle keyif aldığı şeyleri yapmaya çalışan ve işini yaparken realist tarafını eksik etmeyenlerdenim.

Yemek benim için bambaşka bir yerde tabii, çok şaşırtıcı olmasa gerek. Ömrünün sonuna kadar tapas yiyip, sürahilerce sangria içebilirim. Yanında biraz pizza, biraz avokado verin. Bir de annemin yemeklerini verin. Bırakın böyle yaşarım yani.

Yemek dışında hayatımda futbol, basketbol, bolca Spotify ve çizgi romanlar var. Bir de yıllar içinde büyüttüğüm, hatrı sayılır değeri olan bir action figure koleksiyonum var.

Öyle kısacık geçmek olmaz. Üniversite yıllarından, Yemek.com’a kadarki süreç nasıl işledi peki?

2008 yılında yani üniversite yıllarımda ilk stajımı yaptım. Duygu demişti ya röportajında, o zamanlar dijital medyaymış, Facebook’muş bu kadar popüler değil. Ama ben pek bir meraklıydım. Oturup dijital hakkında uzun uzun essay’ler (bkz: Boğaziçi dili ve edebiyatı) yazıyordum.

Yonja vardı o zamanlar. Kısa bir süre o ekipte yer aldım. 2011 yılında Sosyalmedya.co ve Sosyopath ekibindeydim. Bu sırada yüksek lisans için Belçika'ya gittim. Türkiye'ye dönüşte de yayın yönetmeni olduğum EticaretMag ile içerik ekibinin başında yer aldığım Pradma ve sonrasında şu anda Yemek.com'da da birlikte olduğumuz Ufuk'la birlikte ListeList'i başlattık ve işe Listelist'in yayın yönetmeni olarak devam ettim.

Aradan çok uzun bir süre geçmeden yolumuz Yemeksepeti ile kesişti ve Yemek.com'un ürün müdürü olarak göreve başladım. İçinde tariflerin, videoların, iştah açıcı yazıların, güldüren, eğlendiren listelerin olduğu, Türkiye'deki Oktay Usta ve Emine Beder ekolüne anti-tez oluşturabilecek bir proje olarak Yemek.com çıktı ortaya.

Hayat böyle böyle yiyerek ve çalışarak devam ediyor işte. Yemeksepeti ve Yemek.com candır, ikisi de doyuruyor bizi.

Biraz çocukluğuna inelim diyorum. Yazmakla ilgili ilk anılarını hatırlıyor musun? Nasıl keşfettin bu ilgini?

Evimiz günde en az 3 gazetenin girdiği, her ay 10'a yakın derginin alındığı bir evdi. Bilim Çocuk, National Geographic, Game Show, Level, Lemanyak, Lombak... Orta sınıf bir aile ama dergi, kitap, gazete deyince akan sular dururdu. Evimizde bir kitaplığımız vardı. Tabii ben küçüğüm, dünyam sınırlı, her evde var sanıyorum. Başka evlerde görmeyince şaşırıyordum.

Bir de tabii çocukluğumda çıkardığım gazete dergiler var. 6-7 yaşlarındayım. İlk dergimi çıkarıp, anneme, babama satıyorum. O zamanlar Sabah gazetesi var, Akşam gazetesi var ama Öğlen yok. Nasıl düşünemezler deyip Öğlen ismini sahiplendim gazetenin ismi için. Cama dayayıp çiziyorum kapağını, başka dergilerden görselleri kesip yapıştırıyorum, aklımca mizanpaj yapıyorum. İlk sayısının kapağında da Red Kit vardı. 6-7 yaş için hiç fena değil bence.

Hazır konu işlerden açıldı, soralım. Yemek.com'un Ürün Müdürü ne yapar bir gün içinde, nelerle ilgilenir?

batuhan-apaydin-kimdir

Ürün müdürü, yapım aşamasından, son ürüne kadar her alanda ekiple birlikte hareket ederek işleyişi düzenlemekle, denetlemekle sorumlu olan, genel stratejiyi belirleyen, işin büyümesini sağlayan kişi.

İşin türüne göre bazı ürün müdürleri rakamlarla iyi olmak zorundadır, bazıları pazarlamada coşkuyu vermelidir, bazıları da teknik anlamda iyi olmak zorundadır. Benimki pazarlama ve iş geliştirme ağırlıklı bir pozisyon diyebiliriz.

Yemek.com tam bir startup. İçerik ekibi, video ekibi, pazarlaması, reklam ve satışı, IT'si, tasarımı, İK'sı ve ofisin dışında birlikte iş yaptığımız diğer partnerleri... Yemek.com ürün müdürü özetle bütün bu parçaların ortak bir amaç için verimli ve doğru şekilde, birlikte hareket edebilmesini sağlar. Doğal olarak ben de saydığım bu noktalarla her gün ve her hafta temas halindeyim.

Aynı zamanda ekibin mutlu ve verimli çalışmasını sağlamak öncelikle benim, sonra da ekipteki kıdemli arkadaşlarımızın sorumluluğunda. Günümüzün üçte birini geçirdiğimiz bir yerde mutlu olmamız lüks olmamalı. Akşam eve gittiğimizde "bugün de güzel şeyler yaptık" diyebilmeliyiz.

Ha bu arada bir de yeni göz bebeğimiz Alfood.com var. Yemek.com'un biriktirdiği know-how ile artık Arap pazarında da varız. İştah açan, eğlendiren ve güldürürken yediren ama bu sefer Arapça ve yine tamamen orijinal içerikler.

Ofisten çıktığında neler yapıyorsun, nerede bulabiliriz seni?

Kendi kendine yetebilen, kendisiyle vakit geçirmeyi seven insanlar vardır ya, ben onlardanım. Playstation'ımla, kitaplarımla, filmlerimle saatlerce sıkılmadan vakit geçirebilirim. Bana Pocket'ımı verin, çayımı kahvemi verin, hiç ses çıkarmam ben.

Ama "evde oturan erken ölür" sözüne de sonuna kadar inanırım. Karaköy, Cihangir, Bebek, Emirgan favori semtlerim.  

''Mutlaka gidin, yerime şunu yiyin'' dediğin mekanlar neresi?

Hayatımın sonuna kadar sangria içip, tapas yiyebilme kapasitesine sahip olduğum için mutlaka İspanya'ya gidin derim. (Bknkz: Barselona, Madrid ve diğerleri). Floransa'ya da ayrı hastayımdır.

İstanbul'a dönersek; listemin başında Yeni Lokanta ve Lokanta Armut var. İyi kırmızı et ve iyi hamburger için adresim Virginia Angus. Hamburgerde alternatifim Karaköy Baltazar ve Shake Shack. Pizza için Piolo Pizza favorim, alternatiflerim Upper Crust ve Jamie's Italian.

Gayrettepe'deki Petra ve Cihangir'deki Manuel Deli & Coffee kahvelerine saygılar şelale. İyi kanat yemek için Sarıyer Özkanatçı Kardeşler'e gidin mutlaka.

Dondurma insanları için Arnavutköy Girandola'yı da listeye ekleyip, önerilerimi sonlandırıyorum.

Futbol dedin, basketbol dedin. Kobe de emekli oldu bu arada?

NBA ağırlıklıdır benim basketbol aşkım. Duvarlarında Allen Iverson, Tracy McGrady, Kobe Bryant, Michael Jordan ve Detroit Pistons posterleri olan bir odada uyudum her gece. Çocukluğumdan beri hep elimdeydi top. Belimdeki ve sırtımdaki sıkıntılar da çocukluğumdan yadigardır.

13-14 yaşlarındayken evimizin yanında bir basket sahası vardı. Sahada hep benden yaşça büyüklerle oynardık. Tabii o "abilere" kendimi kanıtlamak için hopluyorum, zıplıyorum sürekli. Bütün o şovları ısınmadan yaptığım için belimden sakatlanmıştım zamanında. Hala da ara ara kendini gösterir, "buradayım hala, ona göre" der. Yemeksepeti'nin efsane Sepetters takımına da buradan bir selam çakalım. Şirketler arası basketbol ligi olan CBL'ye bu sezon katılan ilk internet şirketiydik ve ilk yılımızda play-off'a gruplardan lider çıkarak girdik. Maçlar Kasımpaşa'da, mutlaka bekleriz.

Kobe, benim jenerasyonumun Michael Jordan'ı, tartışmasız en iyisi. Özellikle lise ve üniversite yıllarımda sabaha karşı bizi ayağa kaldıran, 2000'lerin Carter'lı, Garnett'li, McGrady'li zamanının kralıdır.

Mamba out!

Bu yeme tutkusu sadece yeme kısmında kalmıyordur bizce. Kesin mutfağa da giriyorsundur...

Çok iyi yerim ben, bilirim ağzımın tadını. Ama kahvaltı hazırlamak dışında iddialı olmam. Menemenime güvenirim, soğan koymam, koyanı da sevmem. Çırpılmış yumurtada fena değilimdir. Domatesler, biberler kızartırım. Avokadolu tost yaparım misler gibi.

Daha ne olsun? Kahvaltınız benden.

Peki bundan sonra Yemek.com'da neler göreceğiz?

batuhan apaydın yemeksepeti

batuhan apaydın yemeksepeti

Yemek.com'un ilk yılında hiç reklam almadık. Ana amacımız bir Yemek.com kitlesi ve tarzı yaratmaktı. Ve bu ilk aşamayı başarıyla atlattık.

2016 ise Yemek.com'un gelir elde ettiği, iş modelini oturttuğu yıl olacak. Artık Yemek.com markalara kapısını açtı. Markalar için yemek tarifleri hazırlıyoruz, eğlenceli listeler üretiyoruz, videolar çekiyoruz ve bir de bazı çok özel markalar için çok özel projeler üretiyoruz. Şimdilik aramızda kalsın, birkaç bomba geliyor.

Markalara seslenelim öyleyse. Ne gibi tavsiyeler verirsin, buradan onlara neler söylemek istersin?

İçeriğe yatırım yapsınlar. Ama markalarıyla bağlantılı şekilde amacı olan içeriğe, inandıkları içeriğe yatırım yapsınlar. Liste, video, tarif, proje... Bunların hepsi araç. Siz branding ya da lead/satış amacıyla içeriği bir araç olarak konumlamalı, geri dönüşünü ölçebileceğiniz şekilde buna bir bütçe ayırmalı ve bu sayede daha fazla insana, var olan ve potansiyel müşterilerinize ulaşmalısınız.

İçerik sitelerine de seslenelim. Konumuz içerik olunca ''iyi içerik ürettim, iyi proje yaptım. 1 hafta yatayım.'' demek gibi lüksünüz olmuyor. Özellikle işi içerik olanların, içerik pazarlamasına gönül verenlerin en büyük derdi her gün yeniden başlamak zorunda olmalarıdır. Her gün yeniden içerik üretmeli, yeniden dikkat çekmeli, yeniden konuşulmalısınız.

Markalar için de mecralar için de geçerli. Denesinler, yanılsınlar, daha iyi denesinler. İçeriğin yaşam döngüsünü mutlaka bilsinler.

Bugüne kadar sıfırdan itibaren içinde yer aldığım içerik projelerinden aldığım en önemli iki ders; iyi bir ekip oluştur ve ekibi mutlu et. Başarılı bir ekip oluşturma konusunda özenli davransınlar.

Yemek.com'da ekip olarak hareket ediyoruz, yaptığımız her işi uzun vadeli olarak planlıyoruz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama pek bir iştahlı, yaratıcılığın sınırlarını sürekli zorlayan bir ekibiz. İnandığımız şeyleri yapıyoruz. Böyle bir ekip ile çalışmak isteyenlere seslenelim. Buyurunuz kapımız hep açık, masamızda her zaman sizlere de yer var.

Geldik son sorumuza. Yemek.com'un senin için ne anlam ifade ettiğini sorsak?

Bu insanlar. Daha da ötesi yok.

İnsan birlikte çalıştığı insanları bu kadar sever mi? Hastasıyız. #yemekcom #101lezzet #timeout101lezzet

Batuhan Apaydın (@batuhanapaydin) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!