Yemek.com

Tarih Boyunca Yeme Alışkanlığımızı Kökünden Değiştiren 5 Kilometre Taşı

yemek-aliskanliklari

İnsanoğlunun dünyayla temasından bu yana hayatını devam ettirebilmesi ve yeni nesilleri de bu döngünün içine alabilmesi için sahip olması gereken yegane şeylerden bir tanesi yiyeceklerdir. İlk insanlarla başlayan bu yemek yeme hikayesi, zamanla değişiklik göstererek günümüz mutfağını oluşturacak hale gelmiştir.

Gelin, birlikte hem tarih hem de bilim dolu bir yolculuğa çıkalım ve yeme alışkanlıklarımızı kökünden değiştiren o kilometre taşlarına bakalım.

1.7 milyon yıl önce: Ateş

İçinde homo erectus, homo sapiens ve neanderthal insan türleri olan "homo"ların ateşle buluşmasının 1.7 milyon yıl önce olduğuna inanılıyor. Yapılan araştırmalara göre ateşi yalnızca yemeklerini pişirmek için değil korunmak ve ısınmak için kullanıyorlardı.

İşte insanlık tarihinin ilk büyük keşiflerinden bir tanesi olan ateşin bulunması, aynı zamanda mutfağın da ilk buluşu olduğu anlamına geliyor. Ateşin bulunmasıyla birlikte artık yiyecekler çiğ olarak tüketilmiyor, pişen yiyeceklere dönüşüyor.

Tüm mutfağın en önemli kilometre taşı da bu nokta oluyor.

7000 yıl önce: Fermantasyon

Tarihin tozlu sayfalarındaki bir sonraki durağımız fermantasyon. Çin'e dayanan bu bilimsel olay Antik Mısır'da, Babil'de ve Sudan'da zamanla birlikte gelişmiş. Ancak fermantasyonun yaşayan mikroorganizmalar tarafından gerçekleştiğinin somut kanıtı 1837 yılına dayanır.

1837 yılından sonra adını kuduz aşısıyla eşleştirdiğimiz ve sıklıkla duyduğumuz Louis Pasteur (Pastör), fermantasyon sürecinin nasıl geliştiğini belgelerle ince ince kanıtlıyor. 1857 laktik asit fermantasyonunun yaşayan mikroorganizmalar tarafından gerçekleştiğini, 1860 yılında sütü ekşi hale getirip bozan bakterinin ne olduğunu buldu ve 1877 yılında günümüzdeki pastörizasyonun ana kilometre taşını dikmiş oldu.

900 yıl önce: Pastörizasyon

Az önce fermantasyonda pastörizasyondan bahsetmiştik. Ancak bilmemiz gereken çok önemli bir nokta var, aslında pastörizasyon 1117 yılında Çin'de şarapların daha uzun süre dayanması için kaynatılması ile gerçekleştirilmiş bir bilimsel adım.

1768 yılında İtalyan bilim adamı Lazzaro Spallanzani, bakterilerin ısıyla bir araya geldiğinde yok olduğunu ve yiyeceklerin bu süreçten sonra düzgünce paketlendiğinde tekrar bakteriye maruz kalmadığını kanıtladı. 1800'lü yıllarda ise bu konu artık Pastör'ün elindeydi ve kendi adıyla da anılacak pastörizasyonu gerçekleştirdi.

Yüksek ısılarda ani olarak ısıtılıp zararlı bakterilerin ölmesine yarayan bu işlem özellike sütte kullanıldı ve mutfağın ana malzemelerinden bir tanesi böylece daha uzun ömürlü hale geldi.

200 yıl önce: Konserveleme

Gittikçe günümüze doğru geliyoruz. Aslında konserve kutunun ilk üretim tarihinden değil, fikir olarak ilk kez ortaya atılmasından bahsediyoruz. Yani şöyle ki, 200 yıl önce Napolyon Savaşları zamanında Fransız hükümeti yiyecekleri daha uzun süre koruyabilecek bir icat için 12.000 frank vereceklerini açıklıyorlar.

1809 yılında Nicolas Appert kavanozdaki reçellerin kaynatıldıktan sonra kapağının açılmadığı sürece korunabildiğini görüyor. Ancak bu konuda bir ilerleme kaydedemiyor. Peki Pastör durur mu? 50 yıl sonra yapıştırıyor cevabı ve diyor ki yalnızca mesele sıcaklık ya da ısı değil, aynı zamanda hava.

İlk olarak cam kavanozlarla konserveleme işlemi yapılıyordu, ardından yerini ince kırılmayan camlar aldı ve son olarak konu tam anlamıyla tenekelere geldi. Şu anda pek çok yiyeceğe teneke içinde ulaşabiliyor, yanımızda taşıyabiliyor ve dilediğimiz zaman yiyebiliyoruz.

100 yıl önce: Buzdolabı

Kökeni milattan önce 1000 yılına dayanan, aslında tamamen soğutma sistemiyle kurgulanan buzdolaplarının temel prensibi tahmin edebileceğiniz gibi soğutma sistemi. Bu soğutma sistemi de milattan önce yiyeceklerin altına ve üstüne kar koyularak hazırlanan şekilde.

Bu şekilde başlayan soğuk tutma ve buzlama hikayesi yıllar geçtikçe gelişiyor ve ilk olarak bir buz makinesi haline geliyor. 1800'lü yıllarda buz makinelerinin yerini 1800'lerin sonlarına doğru büyük soğutucu aletlere dönüşür ve 1900'lerde artık ilk evde kullanılabilir buzdolabı üretilmiş olur.

Artık ateşle pişen yiyecekler, pastörize olmuş sütler, fermente olmuş ekmekler ve konservelenmiş yiyecekler buzdolabına girebilir.

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!