MENÜ

Yemek.com

YAZI GÖNDERMEK İÇİN
/

Herkesin Düzenli Olarak Tüketmesi Gereken Sindirim Sistemi Dostu: Prebiyotik Nedir?

Vücudumuzda en az elimiz, ayağımız, beynimiz kadar önemli bir organ daha varsa o da bağırsaklarımız ve dolasıyla sindirim sistemimiz. Her ne kadar biz onu ikinci plana atsak da, şiştiğinde ya da benzeri sorunlar yaşadığımızda hatırlasak da, bu sistem vücudun ikinci beyni aslında.

Onun devamlılığını sağlayan, sağlıklı çalışmasına yardımcı bir mucizeden bahsedeceğiz şimdi sizlere. Son zamanlarda uzmanların da sıkça bahsettiği prebiyotik konumuz. Aman siz onu probiyotiklerle karıştırmayın. İkisinin arasında sadece harf farkı yok, sağlık açısından ve yapısal anlamda da inanılmaz farklılar mevcut. ''Prebiyotik nedir, nelerin içinde bulunur?'' sorularınızı uzun uzun cevaplıyor, çok karıştırılan probiyotikle farklılıklarını büyüteç altına alıyoruz.

Buyursunlar.

Mutlu bağırsakların sırrı: Prebiyotik nedir?

Prebiyotik, sebzelerin, meyvelerin hatta karbonhidratların içerisinde bulunan bir gıda bileşeni aslında. Biz ona bağırsaklarda düzenden sorumlu bileşen de, emilemeyen lifler de diyebiliriz. Bağırsak florasının içerisinde bulunan yararlı ve canlı organizmaları (bakterileri) inaktifse, aktif hale getirmek ve çalışmalarını sağlayarak, bağırsağın düzgün ve sağlıklı çalışmasına destek olmaktan sorumlu. Dayanıklı bir yapıya sahip oldukları için de kolay kolay zarar görmüyorlar.

Bu canlı mikroorganizmaların enerji kaynağı da sayılıyor. Diğer bir deyişle prebiyotikler olmasa bağırsaklarımız düzenli olarak çalışamaz, görevlerini yerine getiremezdi. Nitekim hem probiyotiğin hem de prebiyotiğin eksik alındığı durumlarda bu durumla sık sık karşılaşıyor. Vücudun ikinci beyni bağırsak, sağlıklı bir biçimde çalışabilmelerini bu iki mucizeye borçlu. Biri olmadan diğerinin varlığı çok eksik kalıyor.

Aralarında bir harften çok daha fazla fark olmasına rağmen, bir elmanın iki yarısı gibiler. Şimdi, en çok merak edilen o konuyu aydınlatalım.

Bir harften ibaret değil: Prebiyotik ve probiyotik arasındaki farklar

Aslında iki kavramı da birbirinden ayrı düşünmek olmaz. Gelin, ilk önce ikisinin de ayrı ayrı tanımlarına göz atalım. Probiyotik, bağırsaklarımızın içinde bulunan, onun düzenli çalışmasında önemli rol oynayan faydalı mikroorganizmalara verilen isimdir. Bu yararlı mikroorganizmaların büyük bir kısmı bakterilerden oluşuyor. Oldukça hassas bir yapıya sahip olup, inaktif durumda bulunuyorlar ve besinler aracılığıyla ya da besinlerin içine eklenerek vücuda giriyorlar.

Yapıları nedeniyle henüz mide asitleriyle buluşmaya başladıklarında ölmeye başlarlar. Ardından yaşamayı başaranlar sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlama görevine başlar ve diğer yararlı bakterilerin çoğalmasına da yardımcı olur. Probiyotikler; kefir, yoğurt, ekşi krema ve peynir gibi gıdaların içinde bulunur, genellikle hayvansal gıda temellidir.

Öteki yandan prebiyotik genellikle bitkilerin içinde bulunur. Prebiyotikler, aktif halde olmayan bakterilerin aktif hale gelmesini sağlayan ve onların gelişmesine yardımcı olan gıda bileşenleridir. Ağızdan alındıktan sonra hızlıca ölmezler, o denli hassas yapılara sahip değillerdir. Bağırsaklara sağlam bir şekilde gelip, enerji kaynağı olarak kullanırlar ve inaktif haldeki bakterilerin aktif olmasını ve daha fazla yararlı bakterinin de oluşumu desteklerler.

Kısacası probiyotik olmadan prebiyotik olmaz, prebiyotik olmadan da probiyotik görevini yerine getiremez. Prebiyotik, probiyotiğin yaşamasını sağlar, aktifleştirir ve çoğalmasına destek olur. Probiyotik de bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olan yegane mikroorganizmadır. Her ikisinin düzenli alınması oldukça önemli ve kıymetlidir.

Probiyotiğin en iyi dostu: Prebiyotik nasıl faydalar sağlar?

Tüm yazı boyunca vurguladığımız üzere ikisini birbirinden ayrı düşünmek olmaz. Prebiyotiğin de probiyotiğin eksikliği bağırsaklarımızın düzenini ciddi şekilde etkiliyor. Özellikle prebiyotiğin eksikliği zaten hassas yapıda olan probiyotiklerin tutunmasını, yaşamasını olumsuz yönde etkiliyor. Ama ikisinin de bir arada oluşu muhteşem sonuçları beraberinde getiriyor.

Probiyotik ve prebiyotiğin birlikteliği, öncelikle bağırsaklardaki zararlı bakterilerin azalmasını hatta yok olmasını dahi sağlıyor. Bunu sağlamasıyla birlikte karbonhidrat emilimini dengeliyor ve daha fazla emilmemesini yardımcı oluyor. İnsülin direncini azaltıyor, kabızlık, ishal gibi sorunların ortadan kalkmasına ya da en aza inmesini sağlıyor.

Bu sayede düzenli çalışan bağırsaklara sahip olmanızı sağlıyor ve kilo kontrolü ya da kilo verme aşamalarınıza destek oluyor. Bağışıklık sistemine de destek oluyor ve hastalıklara karşı daha dirençli bir vücut yapısına sahip olmanızın önünü açıyor.

Yeşil muz da bile var: Prebiyotik hangi gıdaların içinde var?

Sağ baştan sayarak başlayalım. Sebzelerden soğan ve sarımsağı başa alıyoruz. Her ne kadar kötü kokmaları nedeniyle bu iki sebzeyi tüketirken çekiniyor olsak da, her ikisi de ciddi birer prebiyotik kaynağı. Özellikle bağırsakların daha düzenli çalışmasını destekledikleri için elimizden geldiğince çok çiğ halde tüketmek oldukça faydalı. K ve C vitaminleri açısından da çok zengin olan pırasa da bir diğer prebiyotik kaynağı. Mesafeli olmak yerine pırasayı da sofralarımıza taşımak için önemli bir nedenimiz daha var. Her ne kadar mutfaklarımızda onu pek tüketmiyor olsak da kuşkonmaz çok faydalı, muhteşem de bir prebiyotik kaynağı.

Gelelim meyvelere. İki adet muhteşem prebiyotik kaynağından bahsedeceğiz. Birincisi muz. Muzu özellikle yeşilken tüketmek prebiyotik etkisini ikiye katlıyor. İçerisinde bulunan inülin sayesinde bağırsakların düzenli çalışmasına destek oluyor. Bir diğer prebiyotik kaynağı ise elma. Tüm prebiyotik kaynaklarının içerisinde en mucizevi olanı ise keten tohumu. Ciddi miktarda emilemeyen lifi bünyesinde barındırdığı için gerçek prebiyotiğin ne demek olduğu her tanesinde kanıtlar nitelikte. Siz onu dilerseniz toz halde ya da normal halde yoğurtlarınızın, salatalarınızın içine ilave edip tüketebilir, hatta ekmeğini dahi yapabilirsiniz. Bu besinler en önemli olanlar. Bunlar dışında kereviz gibi sebzeler, çiğ fındık ve fıstık gibi kuruyemişler de prebiyotik açıdan oldukça zengin.

Bu besinleri ve sağlam probiyotik kaynakları olan ev yapımı yoğurt, kefir, ekşi krema, tarhana, peynir gibi ürünleri evimizden ve beslenmemizden eksik etmemenin önemi bir kez daha vurgulayalım. Sağlığınız da, keyfiniz de hep yerinde olsun.

Kaynaklar

Cambridge Üniversitesi'nin yaptığı araştırma

Oxford'un yaptığı araştırma

İZLEDoyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

undefined yorum yapılmış

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?