Yemek.com

Paris’in Bu Dünyanın Instagram’ı Olduğunu Kanıtlayan 12 Kafe ve Restoran

paris-manset

Bir şehri çok iyi yansıtan bir film izlersiniz, o şehrin filmde anlatılan gibi olduğunu düşünürsünüz, gittiğinizde hayal kırıklıklarınızı çeken bir film yapsanız Oscar alacak olur. Paris onlardan biri değil. Amelie'yi izleyip gitseniz, tüm şehrin toptan Amelie filminin seti olabileceğini görürsünüz. Yanıltmaz.

İşte bugün bu yolculuğumuz, bu gezegenin Instagram'ı olan Paris ve onun mekanlarına.

Eiffel Kulesi’nin lüks restoranı: Le Jules Verne

Kurucusu Gregory Marchand, uzun yıllar Jamie Oliver’ın Londra’daki restoranlarında çalışmış, Frenchie adını da ona Oliver vermiş. Frenchie, 2009’da burayı, yani kendi mekanını klasik restoran ve "Frenchie to Go" adını verdiği fast food bölümü olmak üzere 2 bölüm halinde açmış. Ailecek gidiyorsanız restoranında, arkadaşlarla gidiyorsanız fast food bölümünde epey güzel vakit geçirebilirsiniz. Frenchie to Go, menüsündeki çeşit çeşit sandviç, hotdog ve hamburgeri leziz biralar eşliğinde tüketebileceğiniz, üstüne havuçlu kek, turta, muffin, panna cotta veya brownie’nizi yiyebileceğiniz tam bir gençlik mekanı. Fiyatlar gayet makul ve kahveler de çeşit çeşit.

Adres: 5 Rue du Nil, 75002 Paris, Fransa

Köfteli sandviçleri meşhur: Café des Abattoire

Cafe-restoran tarzında işletilen Café des Abattoire, bir aile kurumu ve yeni nesiller tarafından işletiliyor. Başlangıçlarda sosis çeşitlerini farklı soslarla süsleyip sunuyorlar. Kırmızı et ve tavuk eti ağırlıklı bir menüleri var. Fix menüler 32 Euro ile 45 Euro arasında değişiyor. Trüf mantarının her türlüsüyle farklı damaklara hitap eden lezzetler yaratıyorlar. Sokak yemeği stilinde yaptıkları ve yalnızca Cumartesi günleri öğle yemeğinde servis ettikleri, kuzu etinden yapılmış köftesini, kimyonlu naneli bir sosla süsledikleri hamburgerleriyle gurur duyuyorlar. Yalnızca bu sandviçleriyle ilgili yazılmış onlarca blog yazısı var. Şarap barları da var.

Adres: 10 Rue Gomboust, 75001

Retro sevenlere: Le Petit Retro

1904’te kurulmuş gerçek Paris bistro’larından. Vintage kahve makinesinin baş köşede yer aldığı, kurulduğu günden bugüne var olan bazı mobilyaları barındıran, mendillerden tabaklara kadar retro stilde döşenmiş bir yer. Küçük ve sıcak bir atmosfere sahip. Fransa mutfağının ev yemeklerini bazılarını eski tariflere birebir uygun şekilde yapıyorlar ve kullanabildikleri kadar yerli ürün kullanmaya dikkat ettiklerini söylüyorlar. Örneğin tavuk etini kasaptan mantarı köylü pazarından alıyorlar. Sebzeli et yahnileri çok beğeniliyor.

Adres: 5 Rue Mesnil, 75016

Mahallenizin lokantası tadında: Jeanne B

İşlenmiş ürünleri çok küçük ölçülerde kullanan ve daha çok taze besinlerle menüsünü hazırlayan, mahallemizin minik restoranı tadında sevimli bir yer burası. Rosto etler konusunda uzmanlaşmış bulunuyorlar ve her hafta farklı türde bir eti yeni bir tarifle sunuyorlar. Spesiyalleri Croque Homard adlı parmesan peyniri, baharatlar ve soğanla tatlandırılan ıstakoz yemeği. Elbette şarap ve kahve de var.

Adres: 61 Rue Lepic 75018

Kral IV.Henry’nin favori yemeği, buranın spesiyali: La Poule au Pot

1935’ten beri hizmet veriyor. Tıpatıp 1930’lar tarzında döşenmiş, son derece şık bir restoran. Tüm gece boyu açık. Gösteri dünyasının yıldızlarının da uğrak yeri. Fransa Kralı IV. Henry’nin en sevdiği ve Fransız mutfağının sembolü kabul edilen tavuk haşlama (poule au pot) her akşam menüsünde mutlaka yer alıyor. Tavuk ciğerli ıspanak salatası da bir diğer spesiyal. Tatlılar arasında yıldızı parlayan ise eski usule sadık kalınarak yapılan créme brulée.

Adres: 9 Rue Vauvilliers 75001

Küçük olsun, özgün Olsun: Boot Café

Paris’in en yeni ve en trend cafelerinin bulunduğu Marais mahallinde mini minnacık sevimli bir cafecik Boot Café. Kahvaltıda granola veya Jamaika usulü sandviç yiyebilirsiniz. Leziz kahvelerinin yanında Hindistan cevizi veya çilek gibi taze meyveler veya cookie, muffin gibi tatlılar alabilirsiniz.

Adres: 19 Rue du Pont aux Choux, 75003

Paris’in en ikonik cafesi: Café de la Paix

1862’de açılan Hotel de la Paix’nin (bugün adı InterContinental Paris le Grand Hotel) dünyaca ünlü ikonik café’si. Fransız devleti tarafından 1975’te tarihi anıt ilan edilerek özel korumaya alınmış. İç duvarlarını süsleyen tarihi freskler, resimler ve mobilyalarla bir cafeden çok müzeyi andırdığı da söylenebilir.

Emile Zola gibi büyük Fransız yazarların uğrak yerlerinden olan Café de la Paix’nin tasarımı, 2003’te aslına ve ruhuna uygun şekilde yenilenmiş. Mevsimsel ürünlere göre menüsünü sürekli yeniliyor. Kahvaltıda ekmek, tereyağı ve reçelden oluşan klasik bir menü veya birkaç türde tatlı hamur işi ile meyve suyu veya kahve tercih edebilirsiniz. Öğle yemeğinde Café de la Paix usulü hamburger veya çizburger yiyebileceğiniz gibi, kızarmış balık veya güzel bir biftek de seçebilirsiniz. Deniz ürünleri açısından da oldukça zengin bir mutfağı var fakat temmuz ve ağustos dışındaki aylarda servis var çünkü daima taptaze sunmak istiyorlar müşterilerine.

Adres: InterContinental Paris de Grand, Place de L’Opéra, 75009.

Sartre-Beavoir çiftinin öğle yemeği yediği yer: Les Deux Magots

Burası, geçmişte Jean Paul Sartre, Simone de Beavoir, Pablo Picasso ve Albert Camus gibi ünlü isimlerin uğrak noktalarından olmuş, hâlâ da Fransa’nın edebiyat ve sanat hayatıyla iç içe bir mekan. 1812’de Rue de Buci’de kurulup 1873’te bugün hala bulunduğu adrese taşınmış. Salata ağırlıklı bir menüsü var ve haftanın belirli günlerinde belirli salatalar servis ediliyor. Örneğin en beğenilenlerden bal, lime ve soya ile marine edilmiş tavuk göğsü salatası Salı günleri çıkarken, somon ve ıspanaklı yeşil salata sadece Cuma günlerinin menüsünde bulunuyor. Geniş tatlı menüsünde en dikkat çeken unsur ise İsfahan adını verdikleri çilek dolgulu makaron. Ve elbette her çeşit kahveyi bulmak mümkün.

Adres: 6 place St Germain des Pres

Zamanın ruhuna uygun: Clint

Yeni café’ler arasında en popüler olanlardan biri. Dekorasyonu nedeniyle kendinizi İskandinavya şehirlerinden birinde hissedebilirsiniz. Cumartesi günleri granola, taze salatalar, omletlerle sıcak ve soğuk içeceklerden oluşan brunch’ları ve pancake’leri büyük ilgi görüyor. Fiyatlar oldukça makul. Öğle ve akşam yemeği menüsünde ise köfte çeşitleriyle sandviçler ve burgerler var.

Adres: 174 Rue de la Roquette, 75011 Paris, Fransa

Kahve eşliğinde tasarımcı ürünlerinden seçin: The Broken Arm

Paris’te hafiften esen bir İskandinavya rüzgârı var ve burası da o rüzgârın nüfuz ettiği çok beğenilen bir diğer café. Burası, tasarım ürünler satan butik bir işletmenin bir bölümü aslında fakat başlı başına nam salmış. Kahvenizi yudumlarken sanat kitapları karıştırabileceğiniz bu şipşirin ve yeni nesil cafede yalnızca burada bulabileceğiniz tasarımcı ürünlerini de gözden geçirebiliyor, satın alabiliyorsunuz. Kahvaltıda taze meyveler, pastane ürünleri, kahveler ve meyve suları, öğle ve akşam yemekleri için salata, sandviç ve ev yapımı tatlılar bulunuyor. Fiyatlar yine gayet makul.

Adres: 174 Rue de la Roquette, 75011

Üçüncü dalga kahvecilerin en İyisi: Café Coutume

cafe-coutume

Üçüncü dalga kahvecilerin Paris’teki gururu âdeta; adından bu şekilde söz ettiriyor. Şehirde şimdiden üç şube açmış bulunuyor. Menüsü Fransız damak tadına Anglo-Saksonca dokunuşlarla oluşturulmuş ve günün tüm öğünleri için zengin seçenekler sunuyor. Pazar günleri verdikleri brunch çok revaçta. Kahveleri gerçekten de bilimsel yöntemlerle kavuruyor ve demliyorlar.

Adres: 47 Rue de Babylone 75007

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!