MENÜ

Yemek.com

YAZI GÖNDERMEK İÇİN
/

Kelimelerin Kökenlerin Araştıran ''Nerden Geliyo'' Hesabından 12 Kelime ve Anlamı

Yaratıcı işlere, öğreten ve eğlendiren çalışmalara bayılıyoruz. Bu işler bir de bizden çıktı mı, değmeyin keyfimize.

İşte "NerdenGeliyo?" da öyle... Biz onları Instagram'da tanıdık. Anlatacakları kelimeyle uzaktan yakından alakalı bazen eğlenceli, bazen tarihi, çoğu zaman da anlamlı fotoğraflarla dikkatimizi çekmeyi başardılar. Sonrasında fark ettik ki çok eğlenceli bir dile sahipler. Bir konuyu anlatırken birden başka şeylerden bahsedip bir de o kelimeye ustaca bağlayabiliyorlar. Bir yandan da gülümsetiyorlar. Çoğul konuşuyoruz ama aslında bilmiyoruz kaç kişiler.

Kaç kişilerse hoş gelmişler, iyi ki gelmişler. Buyurunuz kelimelerin tarihine birlikte yolculuk edelim. Kah İtalya'ya, kah Asya'ya gidelim.

"NerdenGeliyo?"yu takip etmek isteyenleri şuraya alabiliriz.

Her şeye maydanoz olma değil: Maydanoz

instagram/nerdengeliyo

"Her şeye maydanoz olma" gibi bir deyişe girmiş olan maydanozun kelime anlamının buna çağrışım yapan bir yerden geldiğini düşünmek çok mantıklıydı. Lakin oradan gelmiyormuş. Maydanozun kelimesi Arapça "makdanus"dan geliyor Türkçe'ye. Arapça'ya da Yunanca'daki makedonoisi kelimesinden geçmiş. O da Makedon otu anlamına geliyormuş.

Tıka basa doydu: Şöbiyet

instagram/nerdengeliyo

Genelde tatlıların ve yemeklerin ilk yapanına ya da hikayelerine atıfta bulunan kökenleri olmasına alışkınız. Ancak şöbiyet onlardan biri değilmiş. Yine Arapça'da "çok yedi, tıka basa doydu" anlamına gelen "şabi'a" kelimesinden türemiş. Açıkçası anlamlı da olmuş.

Sofrada bir Fransız: Kürdan

instagram/nerdengeliyo

Yemeğin sonunda elleri paravan yapıp dişler arasında kazıya çıktığımız kürdanın adı nereden geliyor dersiniz? Kelimenin doğu kökenli olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Meğer bizim kürdan Fransızmış! "Cure-dent", diş temizleyicinin Fransızcası ve okunuşu da Fransız aksanını saymazsak bizimkiyle aynı. Ayrıca Latince’de "bakmak, özen göstermek" anlamına gelen "cura" ve “diş” anlamına gelen "dent" kelimelerinden oluşuyor.

Ataları Arap: Kalburüstü

instagram/nerdengeliyo

Kalburüstü eski olmasına rağmen hala kullanılan, seçkin, sivrilmiş anlamına gelen bir kelime.

Kalburun Türkçesi elemekten türetilmiş elek anlamında. Arapçada aynı anlama gelen "girbal" kelimesi Türklerin dilinde yuvarlana yuvarlana "kalbur" olmuş. Araplar da "girbal" kelimesini başkasından alıp yuvarlamışlar aslında: Latince‘de yine "elek" anlamına gelen "cribrum"dan.

Romalıların eleği "cribrum"un ardındaki "cernere" fiili, "seçmek, elemek" anlamına geliyor. Kökündeki "krei", Hint-Avrupa dillerinde "elemek, sınamak, yargılamak" kavramlarını vermiş. "Ölçüt" anlamındaki "kriter" ve "suça ilişkin" anlamındaki "kriminel" kelimeleri, bizim “kalbur“la kuzen.

Anlayacağınız "kalbur" dilimize ulaşmadan önce Hindistan‘ı, Roma‘yı, Orta Doğu‘yu görmüş. Her gittiği yerde seçmiş, elemiş, yargılamış. Bu kadar bilgili, kültürlü, müşkülpesent bir kalburun deliklerinden geçmeyip üstünde kalmayı başarana da, "kalburüstü" demişiz.

Bulgar mı desek, Alman mı: Kumpir

instagram/nerdengeliyo

Kumpiri, ona "krumpir" diyen Bulgar komşularımızdan almışız. Kelimenin asıl kaynağı ise Almanca. Bu dilde "grund" kelimesi "yer", "birne" ise armut anlamına geliyor. Eski Almanca bir kelime olan "grundbirne" yani yer armudu ile anlatılmak istenen, patatesin ta kendisi. Zaten kumpir kelimesi Anadolu‘da doğrudan patates anlamında da kullanılmış.

Bugün çokça tükettiğimiz bir sebze olsa da patates eski dünyaya geleli hepi topu 400 – 500 sene olmuş. Anadolu‘ya ulaşması ise 19. yüzyılı bulmuş. Düşünsenize, Fatih Sultan Mehmet hayatında hiç patates yememiş. Kanuni çok az bir ihtimal yurtdışında yemiş olabilir!

Poaça, puğaça, pohaça değil: Poğaça

instagram/nerdengeliyo

En hızlı, en pratik ama "sıfır beden" düşmanı poğaçanın memleketinin İtalya olduğunu vallahi bilmiyorduk. Poğaçanın orijinali İtalyanca "focaccia". Bu kelime Latince‘de ateş, ocak anlamına gelen "focus"dan türemiş: "panis focacius" fırında pişirilen ekmeği anlatmış.

İtalyanca‘da "fokaçça" diye okunan bu kelime, bize "poğaça" olarak ulaşana kadar tüm Doğu Avrupa‘da, Balkan bölgesinde iz bırakmış: Boşnakça, Sırpça, Arnavutça, Bulgarca, Yunanca, Türkçe... Pogacha, pogaçe, poğaça... Avusturya’da "pogatschen" bile olmuş.

Hem pişirme, hem ay: Ocak

instagram/nerdengeliyo

Yılın ilk ayı "ocak", aynı zamanda adları 1945‘te çıkan bir yasayla Türkçeleştirilen dört ardışık ayın sonuncusu: Ekim, kasım, aralık ve ocak. Eski Türkçe bir kelime olan ocak, bildiğiniz gibi ateş yakılan yeri ve bizi ısıtan, bize sıcak yemek sunan evimizi anlatır. Bu kelimenin kökünde, artık tanınmayacak hale gelmiş "od" kelimesi var. Hani yakacak "odun"un, merceğin tutuşturduğu "odak"ın, içini ısıttığımız "oda"nın da içinde rastladığımız, "ateş" anlamındaki "od/ot" kelimesi.

"Od" ve onu bir alete dönüştüren "-çak" ekinden oluşan eski Türkçe "otçak" kelimesi, evrile evrile günümüzdeki "ocak" halini almış.

Şişeli hüzünlü bir hikaye aslında: Fiyasko

instagram/nerdengeliyo

Bazen her şey mükemmel gitmez, ne kadar uğraşsanız da sonuç hüsran olur veya fiyasko...

İtalyanca‘dan ithal fiyasko ana dilinde “fiasco” diye yazılıyor ve şişeyi, özellikle de üzeri hasırla kaplı, balon gövdeli şarap şişesini ifade ediyor. “Fiasco” ile kastedilen şişe değil de başarısız sonuç ise, kelime bizdeki fiyasko gibi türevleriyle dünyanın neredeyse tüm dillerine girmiş!

Rivayete göre, 1600‘lerde yaşamış İtalyan orta oyunu sayılabilecek "Commedia dell’Arte"yi Fransa’da meşhur eden Domenico Biancolelli, Floransa‘daki bir gösterisine bir akşam elinde fiyasko tipi bir şişeyle çıkar. Normalde her akşam farklı bir eşyayla çıkıp, onun üzerinden espriler yaparak milleti güldüren oyuncu, elindeki şişeyle rezalet bir performans sergiler. O gün bugündür “far(e) fiasco” yani “şişe yapma” deyimi, İtalyanca‘da hüsranla sonuçlanan girişimleri anlatmış.

Tabi ki İtalyanca: Makarna

instagram/nerdengeliyo

İtalyanların övünç kaynağı, öğrenci evlerinin gözdesi makarnayı sevmemek mümkün mü? Soslusu, sadesi, peynirlisi, etlisi derken her türünü pek bir severiz.

Makarna kelimesi, İtalyanca “maccheroni“den, bu kelime de yine İtalyanca‘da “ezmek, ezerek şekil vermek” anlamına gelen “ammaccare” fiilinden gelmiş. Bademli kurabiye “makaron“un ardında da aynı fiil saklı. “Maccheroni” ise aslında kökleri Orta Çağ güney İtalyası’na uzanan bir makarna çeşidi.

Haliyle İtalyanlar makarnadan genel olarak bahsetmek istediklerinde “maccheroni” kelimesini değil, hamur anlamındaki “pasta“yı tercih ediyor. Bu kelime “kurutulmuş hamur” anlamına gelen “pastasciutta“nın kısaltılmışı.

Bir yandan İtalyanlar için makarna sadece “pasta” değil. İtalyan “spaghetti” yer, “fettuccine” yer, olmadı “penne” yer… Nasıl ki Eskimoların “kar” için onlarca kelimesi olduğu söylenir, İtalyanlar için de makarna böyle kutsal bir kavram. Dikkat ederseniz İtalyanca‘da makarna yemekleri genelde iki isimlidir; “Spaghetti bolognese“, “fettucine alfredo“, “penne arrabiata“.

Kökü Yunanlılara dayanır: Ihlamur

instagram/nerdengeliyo

Ihlamur bizim için ılımlı bir içecek. Hastalığa iyi gelen, üşüyünce iç ısıtan, sessiz sakin ve bir o kadar da lezzetli.

Türkçe‘de önceleri “ulamur“, “uğlamur“, “fılamur” gibi çeşitli isimler almış ıhlamur, Yunanca’dan gelmiş. Yunanca’da “flamulon/flamuron” kelimesi hem sancak/flamayı, hem de ıhlamur ağacını temsil ediyor.

8 Mart bonusu: Hanım

instagram/nerdengeliyo

Hanım hanımcık gibi tanımlamalarla kadına gizli bir rol biçen bu kelime, aynı zamanda Ayşe Hanım, Fatma Hanım gibi kadınlara resmiyetle hitap ederken kullanılan en yaygın kelime. İngilizce “miss“; Fransızca “madame/mademoiselle” kelimelerinin Türkçe versiyonu. Hanım aslında Eski Türkçe‘de “hükümdar” anlamına gelen “han“dan geliyor. Haliyle “hanım” dediğimizde “sultanım” gibi bir şey demiş oluyoruz. Eşlerinden “benim hanım“, “bizim hanım” diye bahseden erkekler, aslında nasıl bir mesaj verdiklerinin farkında değil galiba.

Bir diğer açıklamaya göre de hanımdaki han kelimesi, akraba anlamındaki kan kelimesinden geliyor.

Ay bonusu: Mart

instagram/nerdengeliyo

Antik Roma takviminde mart aslında yılın üçüncü değil, ilk ayımış. Ta ki ocak ve şubat ayları Jül Sezar‘ın eseri Jülyen takvim ile yılın sonundan başına taşınana dek. Kuzey yarımküre‘de hayat mart ayında başlayıp şubat ayında bittiği için aslında yılın martta başlaması fikri hiç de fena değil. Martın Latince ismi “martius”, Antik Roma‘nın savaş ve çiftçilik tanrısı “Mars“tan geliyor. Mars gezegeni de ismini bu tanrıdan alıyor.

İZLEDoyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

undefined yorum yapılmış

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?