MENÜ

Yemek.com

YAZI GÖNDERMEK İÇİN
/

17 Kadının Binbir Emekle Kurduğu Isparta'daki Lavanta Kokulu Köy

Adım attığınız anda sizi mis gibi kokularla çepeçevre saran, mosmor görüntüsüyle kendinizi Fransız bahçelerinde hissetmenizi sağlayan bir yer düşünün.

Ama Fransa'daki Provans'tan değil, tam tersine Isparta'nın Kuyucak Köyü'nden, yani artık daha çok bilinen adıyla Lavanta Kokulu Köy'den bahsediyoruz.

Kadının emeği ve gücünü de simgeleyen ve ülkemiz için bir başarı kaynağı olan bu güzelim köyün hikayesi sizi çok etkileyecek.

Türkiye'nin lavanta ihtiyacının %93'ünü karşılayan 250 kişinin yaşadığı küçücük bir köy

Isparta'nın Keçiborlu ilçesine bağlı olan Kuyucak Köyü'ndeyiz. Burası 250 nüfuslu küçük bir köy ancak bir grup kadın binbir emekle ve sevgiyle onu öyle bir hale getiriyorlar ki köyde turizm patlaması yaşanmasını sağlamakla kalmıyorlar, aynı zamanda onu Türkiye'nin lavanta ihtiyacının %93'ünü karşılayan bir tarım cenneti haline getiriyorlar.

17 kadının kurduğu Lavanta Kokulu Kadın Girişimciler Kooperatifi

Bu başarı hikayesi ise herkese ilham verecek türden. Aslında Kuyucak'ta 45 yıldır lavanta yetiştiriliyor. Ancak bir gün kaymakam Gürkan Cunda köyü ziyaret ettiği sırada ondan o kadar etkileniyor ki bunu tüm ülkenin hatta tüm dünyanın duyması gerek diyerek köyün kadınlarını topluyor ve Kuyucak Köyü Lavanta Projesi'ni oluşturuyor. Bu projeyle Gelecek Turizm'de yarışmasına katılan köy birinci oluyor.

Bundan sonra her şey çok daha harika bir hal alıyor. Köyün kadınlarına güzel konuşma ve diksiyon, ev pansiyonculuğu, saha rehberliği, lavanta yetiştiriciliği, girişimcilik, tanıtım ve pazarlama, temizlik ve hijyen, turizm işletmeciliği eğitimleri gibi birçok eğitim veriliyor. Kadınlar eğitimle de kalmıyorlar, 17 kadın bir araya gelerek "Lavanta Kokulu Köy Kadın Girişimciler Kooperatifi"ni kuruyor.

Bazılarını evlerini pansiyona çeviriyor, köy meydanına restoranlar inşa ediliyor, evler rengarenk boyanıyor ve köy yerli-yabancı turistin gözlerini bayram ettirecek bir cazibe merkezine dönüşüyor.

"Bir ineğimiz vardı, onu sattık. O gün çok ağladım. Aklıma geldikçe hala da üzülüyorum"

Geçen sene turizm krizi yaşanırken bile çok sayıda turist alan, 5 bin olan ziyaretçi sayısını önümüzdeki dönemde iki katına çıkarmayı planlayan lavanta kokan bu köyün kadınları büyük bir alkışı hak ediyor. Hem emekleri hem de fedakarlıkları için.

Öyle ki köye fayda sağlamak için hayvanlarını hiç istemeden satmak zorunda kalanlar bile var, tıpkı Gülşah Özcan gibi...

"Bu proje başlamadan önce sürekli evdeydim. Çocuklarla ve ev işleriyle uğraşıyordum. Projenin başlayacağını duyduğumda, bu işin bir yere varacağını düşünmemiştim. Şimdi iyi ki başlamışız diyorum. Kısmen yıkılmış bir evimiz vardı. Orayı elden geçirip ev pansiyonculuğu yapmaya karar verdik ama tadilat için yeterli paramız yoktu. İlk önce borç alıp başladık. Bu para yetmedi. Bir ineğimiz vardı, onu sattık. O gün çok ağladım. Aklıma geldikçe hala da üzülüyorum. Sabahları 6’da kalkıyorum. Öğleye kadar pansiyonun işlerini bitirip, kooperatife yardıma gidiyorum. Facebook’ta ‘Lavantanın diyarı’ adıyla bir sayfa açtık. Sosyal medyayı da mümkün oldukça kullanıp köyümüzü ve pansiyonumuzu tanıtmaya çalışıyoruz."

Ünlüler de Lavanta Kokulu Köy'ün ziyaretçilerinden

Mesela Hakan-Gizem Hatipoğlu gibi...

Köyün ziyaretçileri sosyal medya üzerinden...

Öyle güzel, öyle tablo gibi fotoğraflar paylaşıyorlar ki insanın ilk fırsatta Isparta'ya bilet alası geliyor

Hatta düğün fotoğrafları için burayı özellikle tercih eden çift sayısı hiç de az değil

Şu güzelliğe bakar mısınız?

İnsanların mor lavanta tarlaları içinde fotoğraf çektirmek için sıraya girdiği, ülke ekonomisine büyük katkıda bulunan Lavanta Kokulu Köy emekçisi bu güzel kadınları alkışlamayalım mı?

Onları web sitelerinden, Instagram ve Facebook sayfalarından da takip edebilirsiniz.

Kaynak: hurriyet, aljazeera

İZLEDoyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

0 yorum yapılmış

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?