Yemek.com

Ya Yanlış Biliyorsak: Kinoa Söylendiği Kadar Organik ve Faydalı mı?

kinoa-organik-1

Bazı yiyecekler, sezonun renkleri,  herkesin mutlaka izlemesi gereken bir film gibi “in” olabiliyor. Bir süredir “mutlaka” yenecekler listesinin başında, el yakan fiyatıyla market raflarında ve birçok restoranın menüsünde karşımıza kinoa çıkıyor. Sağlıklı beslenmek isteyenlerin menüsünde kendisine mutlaka yer bulan kinoayı ne kadar tanıyoruz?

Nasa'dan bile torpili var: Kinoa

kinoa-2

Google’a kinoayı sorduğunuzda size şöyle bir cevap veriyor: "A, B, C, D ve E vitaminlerini içeren, yüksek lif oranıyla bağırsakları çalıştıran, demir içeriğiyle vejetaryenler için de iyi bir seçenek olan, günlük kalsiyum ihtiyacını karşılayan kinoa, glüten içermediği için alerjisi olanlar için de önemli bir besin kaynağı."

Marketlerde bir paketi ortalama 20 TL’ye satılan kinoa, en ucuz olması gereken tahıl sınıfında. Fakat fiyat anlamında diğer benzerlerine açık ara fark atıyor. İşsizlik ve asgari ücret oranını düşününce kinoayı alması ve yemesi “mucize” olan bir besin olduğu doğru. NASA tarafından uzaya çıkarken yanınıza almanız gereken üç besinden biri olarak gösterilen kinoa, gördüğünüz gibi NASA’dan bile torpilli.

Etikete mi aldanıyoruz?: Kinoa etiği

kinoa

Kinoanın etiğini sorgulatacak bir bilgiden bahsedelim. Son zamanlarda kinoa piyasası giderek yükselen fiyatlar ve komplo teorileriyle çalkalanıyor. Yoğun olarak Güney Altiplano Bölgesi’nde yetiştirilen kinoa, herkesin aniden kinoasız yaşayamaz oluşundan ötürü artan talebe yetişemeyince traktörlerin kullanılabileceği başka bir alana kaydırılmış ve üretim şekli tamamen değişmiş.

1980'lerden önce gerçekten organik tarım standartlarına uygun olarak üretilen, içinden taş çıkması olası kinoalar gitmiş, yerine toprağı çöle çeviren ve hatta organik demenin imkansız olduğu gübreleme teknikleri ile nadasa bile bırakılmadan sömürülen, yapay tarlalar gelmiş.

Üreticileri, 'organik' etiketiyle, özellikle birinci dünya ülkeleri ve Amerika'ya pazarladıkları kinoadan elde ettikleri hasılatın tümünü satarak geçiniyor. Kendilerini ve ailelerini daha bulgur, makarna gibi daha ucuz alternatiflerle besliyorlar. Yani organik ürün marketinin çılgıncasına artan talebini karşılayamadıkları için kendi ekosistemleri de bir anlamda çökmüş.

kinoa-organik-1

Time'da yayınlanan bir makalede, kinoadan “Bolivya'nın yüksek vadilerinde genetiği değiştirilmiş ürünleri yasaklamış bir hükümetin kültürel mirası olarak yetiştirilen organik mucize” olarak bahsediliyor. Verebildikleri güvenilirlik oranı ve kendi politik ajandalarının payı düşünülürse en fazla %90'larda.

Kinoa, gerçekten diğer tahıl türlerine göre özel bir tahıl olsa bile mucizeler yarattığı söylenemez. Besin değeri açısından ona rakip olabilecek bulgur ve maş fasulyesi gibi tahıl seçeneklerini çok daha uygun fiyatlara bulmak mümkün. Fakat bir ürünün üzerinde “organik” etiketini görür görmez güveniyoruz ve çok sağlıklı bir alışveriş yaptığımızı zannedip, afiyetle yiyiyoruz. Üçüncü dünya ülkelerinden birinden kopup, mutfaklarımıza kadar gelen organik gıda kavramına karşı sorgulama mekanizmamız adeta çalışmıyor.

Sağlıklı beslendiğimize emin miyiz?

Nedir bu organik gıda olayı? Her şey televizyonlardan duyduğumuz, gazetelerde okuduğumuz, ürünün etiketinden çıkardığımız sonuç kadar pozitif mi? Çok büyük dağıtımcıların, marketlerin ve markaların bile raf ürünlerini 'organik' olarak işaretlemeye başladığını düşünürsek, küresel dağıtım ağına girmeyi başarıp, katkılı gıdalarla yarışabilmek uzak diyarlardan gelen bu ürünlere ne kadar güvenebiliriz? Karar sizin.

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!