Yemek.com

Yaz Sıcaklarında Keyifle Sığınmak İsteyeceğiniz 9 Kaçamak Yeri

agva

Gün geçmiyor ki şu sıcak yaz günlerinizi "Daha iyi nasıl değerlendirebilirsiniz?” sorusuna cevap aramayayım. Sadece siz daha mutlu olun, kaliteli vakit geçirebilin diye. Yoksa hepimiz biliyoruz ofiste dört duvar arasına tıkılmayı.

Ama biz ne yapıyoruz? İçimiz kıpır kıpırken bu enerjiyi boşaltacak yeni yerler araştırıp o yerleri keşfe çıkıyoruz. Özellikle aramızda İstanbul’da kapana kısılmış arkadaşlarımız varsa bir öne çıksın. Çünkü onların yüzünü güldürecek epey eğlenceli, bol keşifli, yemyeşilli, bazen mavili yakın kaçamak yerleri yazdım.

Haftada iki gün izniniz mi var? Bir gününüzü buralara ayırın. Yok sadece bir gününüz var ise yine buralara gidin. Hem o bir gün size bir ömür gibi gelecek, hem de şehrin keşmekeşinden kurtulup azıcık huzura ereceksiniz.

Denizi sevenlere: İğneada

İğneada genellikle deniz severlerin içli dışlı olduğu bir yer. Hem kalabalıktan uzak hem de masmavi denizinin olması aynı zamanda İstanbul’a bu denli yakın olması burayı tercih etme sebeplerimizden ama buraya kadar gelip de sadece “deniz keyfiyle” yetineceğimizi sanmayın. Dupnisa Mağarası'nı, Longoz Ormanları'nı kim görmezden gelebilir? Koruma altındaki 7 adet gölünü? Peki ya Limanköy’deki deniz feneri önünde verecek pozları? Tabii ki kimse!

Hatta zamanınız kalırsa mutlaka Karadeniz’in batıya doğru en uç noktasında bulunan, organik ballarıyla nam salmış Beğendik Köyü’nü de gezin.

Son önemli not: "Trakya’nın İncisi” İğneada’da balık yemeden dönmeyin!

Tarihle yüz yüze: Mudanya - Cumalıkızık

Bursa’nın bu iki semtini de aynı anda yazıyorum çünkü ikisini de aynı gün içinde gezebilmeniz mümkün. Çünkü ben yaptım biliyorum. Deniz otobüsüyle gideceğiniz Mudanya’ya ayak basar basmaz minibüse atlayın ve Cumalıkızık’a gidin çünkü buranın köy kahvaltıları kaçmamalı. Tabakları silip süpürdükten, ev yapımı reçellere boğulduktan sonra gönül ve mide rahatlığıyla gezinize başlayabilirsiniz. UNESCO Dünya Mirasları listesine girmiş Cumalıkızık’ta 700 yılı aşkın Osmanlı mimarisinin ilk örneklerini görebileceğiniz evleri, Arnavut kaldırımlı sokakları ve meydanda her daim kurulu minik bir pazarı var.

Bu güzel köyü gezdikten, teyzeleri kızdırmadan fotoğraf çektikten sonra dönelim Mudanya’ya. Yine burada da Osmanlı evlerinin örneklerini görebilir, Kumkaya Kilise’ni gezebilirsiniz. Ama burada yapılması gereken en güzel şey varsa o da denize karşı yenecek balık içilecek rakıdır.

Yakıncacık: Kilyos

Kilyos’un bu kadar hırçın denizine karşı, bu kadar iyi plajları varken gitmemek olmaz ki eskisi kadar çekeceğiniz yol çilesi de yok. Metro Hacıosman, oradan da bir otobüs hooppp Kilyos’tasın.

Bir sürü de plajı var. Plaj konusundan kararsızsan; iyi kokteyller içip partilemek mi istiyorsun Suma Beach seni bekler. “Yok ben kiteboard veya sörf yapmak istiyorum” derseniz BURCHBeach’e doğru yol alın. Aradığınız şey sessizlik ise Baykuş’tan başkasını tanımıyorum!

Kilyos’a yüzmek için değil de sadece fotoğraf çekmek için giden de var. Panoramik manzarası, sahilde dolaşan atlar, sörf yapan sporcular, pek hareketli denizi parmakları illa ki deklanşöre doğru götürüyor.

Denizin değil de plajın, kumun esen rüzgarın tadını çıkaracağınıza eminim!

En güzel alternatiflerden: Burgazada

"Büyükada dururken Burgazada’da neyin nesi canım!” demeyin. İnanın şu sıralar turistten geçilmeyen ve kızarmış yağ kokusu kokan Büyükada’ya gitmek istemeyeceksiniz. Ada dediğin huzuru verir tıpkı Burgazada gibi.

Geleyim "Burgazada’ya niçin gidilir” sorusunun cevabına; nereden başlasam… Bisiklet konusunda Büyükada’dan eksik kalır yanı yok, aksine çok fazla kalabalık olmadığından rahatça bisikletinizi sürebilirsiniz. Sonraaa Kalpazankaya Plajı kulaç atmak için en iyi plajlardan! Buraya mutlaka uğranılır. Mola ve günbatımı için Kalpazankaya Restaurant iyi fikir. Biraz fotoğraf çekmek dünya güzeli manzarayı seyre dalmak için adanın tek tepesi Bayrak Tepe’ye çıkılır. Sait Faik Abasıyanık’ın şimdilerde müze olarak hizmet veren evini ziyaret edebilir. Alın size cillop gibi bir gün daha!

Manzara şöleni: Yedigöller

Özellikle ilkbahar ve sonbaharda renk cümbüşüne doymayan Yedigöller, yazın da güzel. Bir kere sepserin ormanında yapacağınız yürüyüşten bahsediyorum. Keyifli olmaması beklenemez. Üstüne üstlük ormanda yiyeceğiniz sucuk ekmeği, semaverde içeceğiniz çayı bir düşünsenize? Hafta boyunca maruz kaldığınız betona griye karşı nasıl da iyi gelecektir.

Yedigöller isminden de anlayacağınız gibi irili ufaklı 7 adet göle sahip: Büyükgöl, Kurugöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Sazlıgöl ve İncegöl.

Piknik yapmak, fotoğraf çekmek, yürüyüş yapmak burada yapılası aktivitelerden. Ayrıca ağaçla bitkiyle içli dışlı olan arkadaşlarımıza duyurulur; kızılağaç, karaçam, ıhlamur, porsuk, sarıçam, göknar ve daha bir sürü ağaç türünü keşfedebilirsiniz.

Gününüzü zirvede tamamlamak, bu göllere kuş bakışı bakmak adına Kapankaya Seyir terasına mutlaka uğramalısınız.

Şehrin en güzel tarafı: Şile

Denizi sizi alıp götürse de korkudan bir iki adım daha fazla atamasanız da şehirden uzaklaşmak, kumun güneşin tadına varabilmek için Şile’ye gidiyoruz şimdi. Birçok kişinin İstanbul’dan kaçış sebebi olmuştur o.

Kumlara ya da şezlongunuza havlunuzu koymadan önce Türkiye’nin en büyük feneri Şile Feneri’ne gitmeli. Fenerin birazcık ötesinde eşsiz manzaraya sahip Ağlayan Kaya’yı da görmeli. Özellikle bu nokta fotoğraf çekmek için ideal. Büyük Plaj ve İskele Yeri Plajı’na göre daha sessiz sakin olan bu koyda dileyen yüzebilir de.

Eğer içimizde yüzmekten, gezmekten ziyade daha da ileri gidip adrenalin arayan arkadaşlarımız varsa elimde sizi sevindirecek şu tatta güzellikler var; Sofular Mağarası, Meşrutiyet Mağarası, Meşrutiyet Yarığı, Ekşioğlu Mağarası, Karabeyli İnleri, Sığır Çopulu Mağarası, Gölcük İni, Eski Köy Yeri Mağarası. Seçin beğenin gidin!

Komşu komşu: Garipçe

Karadeniz’e komşu olan Sarıyer’in minik köyü Garipçe Köyü trend kaçamak yerlerden. Baştan belirteyim öyle bol aktiviteli bir köy değil. Yiyip-içip-oturmalı çoook sıkılırsanız azıcık da yürümeli yerlerden.

Köyde öyle gideceğiniz çok bir mekan da yok. Köyün girişindeki Asmaaltı öyle wow olmasa da burada kahvaltı yapabilirsiniz. Balığın buradaki adresi ise Garipçe Aydın Balık. İtinayla denize yakın masaların birinde oturunuz.

Dönüşte çantalarınızı ev yapımı reçeller, turşular, erişteler, salçalar, mısır ekmeği, tereyağı ile doldurabilirsiniz.

Unutmadan köy, Rumelikavağı ve Rumelifeneri arasında kalıyor. Giderken fener önünde mola vermek şart!

Saf mutluluk: Polenezköy

Polenezköy, Anadolu Yakası’ndakilerin sadece bir hafta değil mümkünse her hafta sonu gitmesi gereken yerlerden. Bir nevi Belgrad o. Gidin sporunuzu yapın, kahvaltınızı edin, bisiklete binin, piknik yapın, canınız çok çektiyse ata binin, mangal yapın, hamağınıza uzanıp saatlerce uyuyun. Bitti mi? Hayır!

Polonezköy’ün en eski evlerinden biri olan Zofia Teyze’nin Hatıra Evi’ni gezmeli, Czestochowalı Meryem Ana Kilisesi’ni ziyaret etmeli, Arıcılık Müzesi’ni de görmelisiniz.

Daha önce "Yaparken de Yerken de Keyif Alacağınız 8 Kendin Pişir Kendin Ye Mekanı” adlı listemde yer verdiğim Polonezköy Piknik Park & Country Club’da atmosferi de size iyi gelecek mekanlardan.

Sakinliği yeter: Ağva

Göksu ve Yeşilçay dereleri arasındaki bu tatlı minik sahil kasabası listenin en huzurlu, yeşili en bol olanıdır.

Ağva’da yapılacak şeyler de öyle az buz değil! Göksu Deresi üzerinde tekne turuna katılıp harika fotoğraflar çekebilirsiniz, sabah iştah kabartan serpme köy kahvaltısını mideye indirebilirsiniz, denizde kulaç atabilirsiniz, Ağva deresinde sevdiceğinizle deniz bisikletine binebilir ya da dere kenarına konumlanmış restoranlarda keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. Balık tutmaya hevesli olanlar varsa da oltasını unutmasın!

Bunu da belirtmeden geçmeyeceğim; Ağva, Latince’de “iki dere arasındaki köy” anlamına geliyor imiş, bilginize.

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!