Yemek.com

Başlı Başına Bir Gelenek: Çayın Tarihçesi ve Türkiye’ye Gelişi

deviantart

İçtiğimiz her yudumda ülkemize gelmiş olmasına minnet duyduğumuz, saygıdan önümüzü iliklediğimiz bir içecek çay. Aslında genel olarak ona gerektiği değeri vermeme gibi bir alışkanlığımız vardır. Hele bir de çalışıyorsanız kendinize iyi bir çay yapacak vaktiniz kalmaz hiç.

Önünüze gelen çaylar gerçek çayın hissettirmesi gereken bütünlüğü hissettiremez. Daha çok kaynatılmış su içinde esans varmış gibi gelir. Madem bu kadar üzgünüz bu konuda, gelin birlikte öğrenelim çay aslında nedir, hangi dönemde tanışmışızdır, hayatımızı nasıl etkilemiştir.

Editörün notu: Herkesin söyleyecek bir şeyi vardır çay hakkında. Onları da yorum bölümüne yazarak bizi beslemeyi lütfen unutmayın. Yazdığınız her yorum bizim için çok değerli.

Çay nerede ve nasıl kullanılmaya başlanmıştır?

Çay ilk olarak milattan önce 2737 yılında, Çin'de medikal amaçlarla kullanılmaya başlanmış. Zaman ilerledikçe çayı suyla bir araya getirip bir içeceğe dönüştürmüşler. İlk içilebilir halde kullanılması milattan önce 10. yüzyıla denk geliyor.

Etimolojik yani kelime kökeni olarak bugün kullandığımız çay kelimesi, bize Çin'in bir lehçesi olan Mandarin'den gelmiştir. Okunuş olarak "ça", Latin harfleriyle yazılımı "cha" olan bu kelime, zamanla Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey ülkelerine kadar ilerlemiştir. Bu nedenle bu coğrafya içinde yer alan neredeyse tüm ülkeler çay kelimesini "çay" olarak okumaya devam eder.

Çin'de içilmeye başlanan ve artık diğer ülkelere yayılım gösteren çayın yolculuğu ilk dönemde: Kore, Japonya ve Vietnam üzerine olmuştur. İnsanlar bu ülkelerde çay içiyorken, çayın neredeyse bir diğer piri olan Hindistan'da çay hala medikal amaçlarla kullanılıyormuş.

Çay ve İngiltere bağlantısı nasıl olmuştur?

Günümüze yavaş yavaş yaklaşıldığında, 18. yüzyılda çay eksperleri Çin'den çıkıp Portekiz'e gitmişler ve burada çay ekmeye başlamışlar. Çay endüstrisi böylece yavaşça kurulmuş. İngiltere'nin Portekiz'e gitmesi ve buradan çaya dair bilgilerin yanı sıra tohumları da almasıyla çay artık Avrupa'ya da aktarılmış.

Ancak basit görünen bu süreçte, yani 18.yüzyıla kadar çayın bir içecek olarak tüketimi hala yaygınlaşmamış, aksine pahalı bir içecek olarak festival ya da özel durumlarda tüketilmiş.

1785'den sonra İngiltere ve İrlanda, çayı günlük kullanıma entegre etmişler. Her şey burada da bitmemiş, İngiltere çayın nasıl içildiğini Hindistan'a tanıtmış ve burada büyük çay yetiştirmeleri yapılmış.

Çayın Osmanlı'ya geliş öyküsü nedir?

Hükmettiği topraklardan kahveyi getiren ve tüm toprakları genelinde yeni bir kültüre ön ayak olan Osmanlı'nın çayla tanışma hikayesi, İstanbul'daki birkaç dükkanın çay ithalatı yapmasıyla başlamış. Çayın değerli ve güzel bir içecek olduğunun farkına varan Osmanlı, Sultan II. Abdulhamid döneminde Çin'den getirilen fidanları Bursa'ya ektirmiş ancak ekolojik nedenlerle burada çay yetiştirmek mümkün olmamış.

Yapılan araştırmalara göre Türkler'in çayla tanışıklığı aslında çok daha öncelere Orta Asya'ya dayanıyormuş. Hatta 12. yüzyıl bile diyebiliriz. Bir Kazan Kırım Türk'ü ve dil islahatçısı olan Abdül'l-Kayyum Nasıri'nin kitabı Fevakihü'l-Cülesa'da ilk çay içen Türk'ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu vurgulanmış.

Çay konusunda bilinenin aksine çok büyük bir varlık gösteremeyen Osmanlı, bu sırada I. Dünya Savaşı'nı yaşamış. Kaybettiği topraklar ve ticari anlaşmalar nedeniyle bir kültür haline gelen kahveyi oldukça pahalıya ithal etmeye başlamış. Yemen'den gelen kahveler çok pahalı bir hal almış.

Bu konuda önlem alınması gerektiğini düşünen Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye topraklarında yetiştirilebilecek bir bitki olan çayın yaygınlaşması için çalışmalara başlamış. Kahvenin pahalı yüzüne karşılık çay, daha ucuza imal edilebilen ve kolay ulaştırılabilen bir içecek olmuş.

20. yüzyıla kadar çayla çok haşır neşir olmayan Türkler, 1900'lü yıllarda Karadeniz'in özellikle Rize ilinde çayda önüne geçilemez bir büyüme gözlemlemiş. 1924 yılında devlet tarafından Rize'de çay yetiştirilmesi konusunda bir yasa çıkarılmış. 1930'lara gelindiğinde Gürcistan'dan alınan 70 ton siyah çay tohumu ekilmiş ve Rize'nin bir çay yıldızı olması sağlanmış.

Dönem dönem yapılan tüm regülasyonlara rağmen, dünyada en yüklü miktarda çay üretimi gerçekleştiren ilk 6 ülke arasındaki yerimizi almışız.

Günümüzde çay kültürü nasıldır?

Atatürk'ün teşvikleri ve bölgesel kalkınmanın sağlanmasıyla birlikte Türkiye artık çay konusunda dünyada hatırı sayılır bir noktada yer alıyor. Bunun nedeni yalnızca üretim bazı değil aynı zamanda çay içme oranının da oldukça yüksek olması.

Kişi başına ortalama yıllık 6.87 kg çay tüketimiyle Türkiye, dünya üzerinde en çok çay tüketen ülke. Bir düşünün, çayın gelişmesine öncülük eden İngiltere'nin arkada kaldığı bir listeden bahsediyoruz.

Günümüzde çay, Türkiye'de günün her öğünü içilen ve özellikle içine asiditesini değiştirebilecek herhangi bir ek gıda olmadan tüketilen biçimdedir. Demlilik oranlarına göre farklı isimler alır. Bunun yanı sıra toz şeker ya da kıtlama şeker türleriyle tüketilir.

Günümüzde çay kültürü bambaşka bir yazı konusu diyebiliriz. Ayrıca içine sadece çayla henüz yeni tanışmış sayılan Türkiye'yi almak olmaz. Çin'den başlayıp gelebiliriz günümüze.

Tam kıvamında demli çaylı günlere!

İZLE
Doyamayanlar için bir de videomuz var!