MENÜ

Yemek.com

YAZI GÖNDERMEK İÇİN
/

Gelecekte Temel Besin Kaynaklarımızdan Biri Olacaklar, Tanıyın Onları: Mikroalgler

Şu zamana kadar gelecekteki beslenme biçimleriyle, sebze ve meyveleriyle ilgili birçok teoriye tanıklık ettik. Geleceğin bir değişik yeme-içme trendlerinde moringa adı verilen bir ağaçtan elde edilen tozları afiyetle tüketeceğimize dair şeyler duyduk. Jackfruit denilen, dünyanın en büyük meyvesinin et yerine tüketebileceğini dahi düşündük. Ne yalan söyleyelim, jackfruit'lu lahmacun fikri bize biraz ilginç gelmedi değil.

Tüm bunlar bir kenara gelecekte beslenmemizin temelini oluşturacağı iddia edilen bir besinle karşı karşıyayız. Aslında onları denizlerden, ortaokuldaki kimya, biyoloji derslerinden bu yana yakından tanıyoruz. Mevzubahis tek hücreli organizmalar yani: mavi-yeşil algler. Diğer adıyla mikroalgler.

Mikrofonu bilime ve geleceğe uzatıyor, bizi nelerin beklediğini hayretler içerisinde dinlemeye başlıyoruz.

Tanımadan olmaz: Mikroalgler nedir?

Mikroalgler, mavi-yeşil algler olarak da tanınıyor. Biyokimyanın temelini atmış bilim adamı Lehninger, 1975 yılında mikroalglerden şu şekilde bahsediyor: ''Mavi-yeşil alglerin, evrim sırasında karada toplanan ilk mikroorganizmalar olduğuna inanılır. Bu, yıllar önce meydana gelmiş ve kanıtlanmıştır. 1883'de Krakatoa Dağı'nın patlamasının büyük bir okyanus alanındaki yaşamı tümüyle yok etmesinden sonra kendi kendine yeniden oluşan ilk mikroorganizma, mavi-yeşil algler olmuştur.''

Bundan yola çıktığımızda onların aslında dünya üzerindeki varlıklarının binlerce yıllık bir tarihe dayandığını da gözlemliyoruz. Tam tanımına gelecek olursak; tek hücreli olmalarına rağmen fotosentez yapabilen, fotosentez yapabildiği için karada ve denizde yaşayabilen, çok küçük su bitkicikleridir. Onlara tam olarak bitki diyemiyoruz çünkü bitki olabilmek için boyutları çok küçük ve sadece mikroskopların altında görülebiliyorlar. Tüm bunların yanında okyanus sularının tertemiz olmasından da onlar sorumlu. Siz onların minicik cüsselerine bakmayın, tek başlarına dünyanın oksijen ihtiyacının %90'nını karşılayabilecekleri bir güce de sahipler.

Bu mucizevi varlıklar şimdilerde ise hem süper besin olarak gündemde hem de geleceğin yakıtları olarak biliniyor. Gelin şimdi onlara göz atalım.

Süper kahraman yiyeceği gibi: Mikroalgler süper besin mi?

İddialar gelecekte mikroalgleri bir besin kaynağı olarak kullanacağımzdan yana. Uçan arabaların, bahçelerimizde besin niyetine mikroorganizma yetiştireceğimiz günlerin varlığına inanılan gelecekte aslında bu fikir insana çok da garip gelmiyor. İnsanların giderek sağlıklarına da dikkat etmeye başlayacakları göz önünde bulundurulduğunda mikroalg tüketmek ilk başta garip gelse de aslında temelinde birçok mantıklı sebep de barındırıyor.

Demiştik ya oksijen üretebiliyorlar ve yapıları tamamen faydalı bileşenlerle dolu. Omega 3, 6 ve 9 yönünden inanılmaz güçlü. Balık yağına bir alternatif olarak görülüyor çünkü direkt olarak planktonlar vücudumuza girmiş oluyor. Sütten 26 kat daha fazla kalsiyum taşıyor. Örnekler üzerinden giderek mikroalglerden elde edilen besinlerden de bahsedelim istiyoruz. Örneğin; süper besin olarak geçen spirulina diye bilinen, toz ve hap hallerde satılan bir besin mevcut. Spirulina sadece bir ısırığında dana etinden tam tamına %30 daha fazla protein bulunduruyor. Hap halindeki haliyle bir insanın günlük protein ihtiyacını karşılıyor. Spor sırasında daha çok yağ yakmanızı sağlıyor. Alerjik reaksiyonlara karşı vücudu koruyor ve ağır metallarin vücutta yer etmesinin önüne geçiyor. Kanser tedavisinde dahi kullanılmaya başlandı bile.

Bu açılardan bakıldığında gerçekten rüya besin gibi geliyor.

Sadece besin değil: Kozmetik sektöründe ve yakıt olarak da kullanılacak

Doğru duydunuz. Cilt güzelleştirmek için de alglerin desteğe geleceği, yaşlanma karşıtı etkiler yaratacağı, araba ya da daha küçük taşıma araçlarının yakıtı olarak da kullanılacağı söyleniyor. Tek sorun algleri yetiştirmenin çok maliyetli ve emek isteyen bir süreç oluşu. Milyon dolarlık yatırımlardan bahsediliyor bu kendisi minik, meziyetleri dev canlılar için. Tesisler kurulmaya başlanmış ve enerji üretimine yönelik faaliyetlere geçilmiş. Minik bir de not iliştirelim. Bu mikroalgler denizlerde hali hazırda yaşayan alglerden değil. Yenmesi ya da yakıt olarak kullanılması adına üretim tesisleri içerisinde özel olarak üretiliyorlar. Böylelikle doğanın dengesinin bozulmasının da önüne geçiliyor.

Bakalım, gelecekte bahçelerimize kurduğumuz güneş enerjisi panellerinin altında, kaktüs sularımı içerken, alg atıştırıyor mu olacağız? Bekleyip görmeden önce tanışmış olduk.

Kaynak: Business Insider , Endesa

İZLEDoyamayanlar için bir de videomuz var!

Yorumlar

undefined yorum yapılmış

Vallahi Bırakmayız, Bir Tabak Daha?